1.Yeni yılda bankacılık sektöründe kârlılık ve sürdürülebilir büyüme dengesini en çok hangi dinamikler belirleyecek?
Yeni dönemde bankacılık sektöründe kârlılık ve büyüme dengesini belirleyen en temel dinamik, kaynak kompozisyonunun yönetimi ve operasyonel verimlilik olacaktır. GSYH'nin 2025 yılının son çeyreği itibarıyla 18,5 trilyon TL seviyesine ulaştığı mevcut konjonktürde, fon toplama maliyetlerinin optimizasyonu, kârlılık marjlarını korumak adına kritik bir öneme sahiptir. Özellikle cari fonların toplam fonlar içindeki payını artırmak, bankaların finansman maliyetlerini dengeleyerek sürdürülebilir bir kârlılık yapısı oluşturmasına olanak tanıyacaktır. Bu süreçte, sadece hacimsel büyümeye odaklanmak yerine, aktif kalitesini koruyan ve risk-getiri dengesini gözeterek seçici bir finansman politikası izlemek, sektörün uzun vadeli başarısının anahtarıdır.
Sürdürülebilir büyüme ise ancak reel ekonomiye verilen desteğin, çevresel ve sosyal kriterlerle (ESG) harmanlanmasıyla mümkündür. Biz, Kuveyt Türk olarak, katılım finans ilkelerimizle uyumlu şekilde, reel sektörü desteklerken aynı zamanda yeşil finansman projelerine odaklanarak, hem ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı hem de dengeli bir kârlılık yapısını korumayı hedefliyoruz. 2025 yıl sonu itibarıyla aktif büyüklüğümüzü 1,35 trilyon TL'ye, net dönem kârımızı ise 40,4 milyar TL seviyesine taşımış olmamız, verimlilik odaklı iş modelimizin başarısını kanıtlamaktadır.
2.Müşteri beklentilerinin hızla değiştiği bir dönemde bankalar nasıl daha “bütüncül finansal çözüm sağlayıcısı” olabilir?
Müşterilerimizin finansal ihtiyaçları artık sadece bir hesap yönetimi veya finansman talebinden ibaret değil; onlar, yaşamlarının her anına entegre, hızlı ve kişiselleştirilmiş çözümler bekliyorlar. Bütüncül bir finansal çözüm sağlayıcısı olmanın yolu, bankacılığı bir "işlem merkezi" olmaktan çıkarıp, müşterinin finansal yolculuğuna eşlik eden bir "ekosistem ortağı" konumuna getirmekten geçiyor. Bu noktada açık bankacılık, API teknolojileri ve servis modeli bankacılığı gibi yenilikçi yaklaşımlar, bankaları müşterinin dijital dünyasının merkezine yerleştiriyor. Müşterilerimizin farklı platformlardaki finansal verilerini tek bir noktadan yönetebilmelerini sağlamak, onlara sunduğumuz katma değerin en somut göstergesidir.
Bütüncül yaklaşım, aynı zamanda iştiraklerimizin sunduğu portföy yönetimi, sigortacılık ve teknoloji çözümleriyle birleştiğinde gerçek gücüne ulaşıyor. Müşterimize sadece bir finansman ürünü sunmakla kalmıyor; yatırım danışmanlığından dijital ödeme sistemlerine kadar uçtan uca bir hizmet yelpazesi sunuyoruz. Yapay zeka destekli analizlerle, müşterimizin ihtiyaçlarını henüz onlar dile getirmeden öngörebilmek ve kişiselleştirilmiş tekliflerle yanlarında olmak, sadakati artıran en önemli unsurdur. Kuveyt Türk olarak, "insan odaklı" bankacılık anlayışımızla, teknolojiyi bir araç olarak kullanarak müşterilerimizin finansal refahını artıracak bütünleşik çözümler üretmeye kararlılıkla devam ediyoruz.
3.Risk yönetimi perspektifinden bakıldığında, 2026’da bankaların en kritik risk başlıkları neler olacak?
2026 yılında bankacılık sektörü için en kritik risk başlıklarının başında, jeopolitik gelişmelerin tetiklediği küresel piyasa oynaklıkları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan likidite yönetimi zorlukları gelmektedir. Aktif-pasif yönetimi ve vade uyumu, bankaların risk iştahını belirleyen en temel unsurlar olacaktır. Özellikle değişken piyasa koşullarında, fonlama kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve likidite tamponlarının güçlü tutulması, her zamankinden daha büyük bir önem arz etmektedir. Bankalar, bu süreçte risklerini proaktif bir şekilde yöneterek, olası şoklara karşı dayanıklılıklarını artırmak zorundadır.
Diğer yandan, dijitalleşmenin getirdiği siber güvenlik riskleri ve veri gizliliği, 2026’nın en stratejik gündem maddeleri arasında yer alacaktır. Teknolojik altyapımız ne kadar gelişirse gelişsin, siber tehditlere karşı alınan önlemlerin de aynı hızla güncellenmesi bir zorunluluktur. Ayrıca, iklim değişikliği ile bağlantılı geçiş riskleri de kredi portföylerimizin yönetimi açısından yeni bir risk boyutu oluşturmaktadır. Biz, Kuveyt Türk olarak, risk yönetimini sadece bir "korunma" mekanizması olarak değil, aynı zamanda stratejik bir "fırsat yönetimi" olarak görüyoruz. 2025 yıl sonu itibarıyla yüzde 22,11 seviyesinde gerçekleşen sermaye yeterliliği rasyomuz, ihtiyatlı risk politikalarımız ve gelişmiş dijital izleme sistemlerimizle, 2026 yılında da karşılaşılabilecek tüm riskleri etkin bir şekilde yöneterek, paydaşlarımıza güven vermeye devam edeceğiz.