# Kuveyt Türk’ün katılım finans alanındaki konumu, pazar büyüklüğü ve…

_Metin türü: Kurumsal İletişim Metni · Tarih: 6 Mart 2026 · Kalite skoru: 96/100 · Dil: Türkçe_

**1.	Kuveyt Türk’ün katılım finans alanındaki konumu, pazar büyüklüğü ve rakiplerinden ayrılan özelliklerinin neler olduğunu düşünüyorsunuz?**

Kuveyt Türk olarak, 1989 yılındaki kuruluşumuzdan bu yana katılım finans sektörünün gelişimine öncülük etme misyonuyla hareket ediyoruz. Sektörün kurucu gücü olarak, faizsiz finans ilkelerini yalnızca bir iş modeli olarak değil, aynı zamanda reel ekonomiyi destekleyen, değer üreten ve paylaşımcı bir finansal felsefe olarak görüyoruz. Bu anlayışla, hem bireysel hem de tüzel müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler geliştirerek sektördeki lider konumumuzu her geçen gün daha da pekiştiriyoruz. Altın bankacılığını Türkiye’ye ilk getiren, yurt dışında ilk sürdürülebilir sukuk ihracını gerçekleştiren kurum olmamız, bu öncü rolümüzün en somut göstergeleridir. Bu vizyon, bizi sadece bir finans kuruluşu olmanın ötesine taşıyarak, sektörün standartlarını belirleyen bir referans noktası haline getirmiştir.

Bizi rakiplerimizden ayrıştıran en temel özelliklerden biri, "Kuveyt Türk Finans Grubu" olarak adlandırdığımız bütüncül hizmet modelimizdir. Müşterilerimizin yalnızca bankacılık değil, hayatın her alanındaki finansal ihtiyaçlarına 360 derece çözümler sunuyoruz. Bu ekosistem içerisinde, teknoloji şirketimiz Architecht ile dijital çözümler geliştiriyor, Neova Katılım Sigorta ve Katılım Emeklilik ile güvence ve birikim ihtiyaçlarını karşılıyoruz. KT Portföy ve Kuveyt Türk Yatırım ile sermaye piyasalarında etkin rol alırken, Almanya’daki iştirakimiz KT Bank AG ile Avrupa’daki müşterilerimize ulaşıyoruz. Bu entegre yapı, müşterilerimize kesintisiz, güvenilir ve bütünleşik bir finansal deneyim sunmamızı sağlayarak bizi sektörde benzersiz bir konuma yerleştiriyor.

Dijitalleşme ve inovasyon, DNA'mızın ayrılmaz bir parçasıdır. Teknolojiyi, müşteri deneyimini mükemmelleştiren ve operasyonel verimliliği artıran stratejik bir kaldıraç olarak kullanıyoruz. Bu doğrultuda, Kuveyt Türk API Market platformumuz üzerinden sunduğumuz yüzlerce API ile fintek ekosistemine liderlik ediyor, açık bankacılıkta standartları belirliyoruz. Yapay zekâ destekli dijital asistanımız Selim, müşterilerimize 7/24 kesintisiz hizmet sunarken, Self Nokta gibi hibrit hizmet modellerimizle dijital ve fiziksel kanallar arasındaki sınırları ortadan kaldırıyoruz. Bu teknolojik yetkinliklerimiz, sade, hızlı ve erişilebilir finansal çözümler sunma kabiliyetimizi güçlendirerek pazar payımızı istikrarlı bir şekilde artırmamızı sağlıyor.

Son olarak, değer odaklı bankacılık anlayışımız ve toplumsal sorumluluk bilincimiz de bizi farklılaştıran önemli bir unsurdur. “Değerlerimizi geleceğe taşımak” misyonumuz doğrultusunda, ekonomik kalkınmaya katkı sağlamanın yanı sıra kültürel mirasımıza da sahip çıkıyoruz. Restorasyon projelerinden kültürel yayınlara, eğitim desteklerinden sürdürülebilirlik odaklı girişimlere kadar geniş bir yelpazede topluma değer katıyoruz. Bu yaklaşım, müşterilerimizle aramızda sadece bir finansal ilişki değil, aynı zamanda güçlü bir güven bağı kurmamızı sağlıyor. Bu güven, sürdürülebilir büyümemizin ve sektördeki sağlam duruşumuzun temelini oluşturmaktadır.

**2.	Bankanızın 2026 büyüme perspektifinde öncelikli konular, alanlar neler olacak? Bunun için oluşturduğunuz stratejiyi nasıl özetlersiniz?**

2026 yılına girerken stratejik yol haritamızı “Rotamız Dijital, Odağımız İnsan” vizyonu üzerine inşa ettik. Bu vizyon, teknolojik dönüşümü insan odaklı bir yaklaşımla birleştirerek hem müşterilerimiz hem de çalışanlarımız için değer yaratmayı hedefliyor. Önceliğimiz, 2025 yılında elde ettiğimiz güçlü finansal performansı sürdürülebilir kılarak kârlı bilanço yapımızı korumak ve reel ekonomiye sağladığımız desteği artırmaktır. Sağlam bankacılık ilkelerimizden ve yüksek aktif kalitesi hedefimizden taviz vermeden, dengeli bir büyüme patikası izleyeceğiz. Bu süreçte verimlilik, inovasyon ve dijitalleşme, stratejimizin merkezinde yer almaya devam edecektir.

Stratejimizin en önemli ayaklarından birini, müşteri ilişkilerinde derinleşme ve kişiselleştirilmiş hizmetler oluşturuyor. Müşterilerimizi daha iyi anlamak ve onların gelecekteki ihtiyaçlarını öngörmek için veri analitiği ve yapay zekâ yetkinliklerimizi en üst seviyeye taşıyoruz. Bu amaçla kurduğumuz AI Lab ve Veri Nimet Programı gibi girişimlerle organizasyon genelinde veri okuryazarlığını artırıyor, veriden içgörü üretecek analitik modeller geliştiriyoruz. Amacımız, her müşterimize özel, proaktif ve danışmanlık odaklı çözümler sunarak onların ilk tercih ettiği finansal çözüm ortağı olmaktır. Bu kapsamda, ekosistem bankacılığı yaklaşımıyla sadece müşterilerimizdeki payımızı değil, onların ekosistemindeki payımızı da artırmayı hedefliyoruz.

Finans grubu sinerjisini güçlendirmek de 2026 yılındaki önceliklerimiz arasında yer alıyor. Kuveyt Türk Finans Grubu çatısı altındaki iştiraklerimizle daha entegre bir yapı içinde çalışarak, müşterilerimize sigortadan emekliliğe, portföy yönetiminden teknoloji çözümlerine kadar uçtan uca hizmet sunacağız. Bu bütünleşik model, bize çapraz satış fırsatları yaratmanın ötesinde, müşterilerimizin tüm finansal yaşam döngüsünde yanlarında olma imkânı tanıyor. Bu sinerjiyle, özellikle tüzel müşterilerimize yönelik danışmanlık rolümüzü daha da güçlendirerek, onlara sadece finansman değil, stratejik bir iş ortağı olarak da destek olacağız.

Sürdürülebilirlik, 2026 stratejimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Çevresel, sosyal ve yönetişimsel (ESG) kriterleri iş yapış biçimimizin merkezine yerleştiriyoruz. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm projelerine yönelik finansman desteğimizi artırarak ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunacağız. Bu alanda geliştireceğimiz yenilikçi finansman modelleri ve yeşil sukuk gibi ürünlerle sektöre öncülük etmeyi sürdüreceğiz. Güçlü risk yönetimi anlayışımız ve proaktif duruşumuzla, piyasa koşullarındaki belirsizliklere karşı hazırlıklı olacak, sağlam ve güven veren markamızla katılım finans sektöründeki öncü konumumuzu daha da ileriye taşıyacağız.

**3.	Kuveyt Türk’te oluşturduğunuz kurum kültürünü ve çalışma ortamını nasıl tanımlarsınız?**

Kuveyt Türk’te kurum kültürümüzü “önce insan” felsefesi üzerine inşa ettik. Çalışma arkadaşlarımızı en değerli varlığımız olarak görüyor, onların mesleki gelişimini, mutluluğunu ve kuruma bağlılığını başarımızın temel taşı olarak kabul ediyoruz. Altı yıl üst üste “Türkiye’nin En İyi İşvereni” ve bir kez de “Avrupa’nın En İyi İşvereni” seçilmemiz, bu yaklaşımımızın en somut teyididir. Bizim için kurum kültürü, duvarlara asılan bir metin değil; günlük iş yapış biçimlerimizi, liderlik anlayışımızı ve insani ilişkilerimizi şekillendiren yaşayan bir organizmadır. Katılımcı, paylaşımcı ve adil bir çalışma ortamı sunarak, her bir çalışma arkadaşımızın potansiyelini en üst düzeyde ortaya çıkarabileceği bir iklim yaratıyoruz.

Bu kültürü canlı tutmak ve sürekli geliştirmek amacıyla hayata geçirdiğimiz birçok özgün uygulamamız bulunmaktadır. Örneğin, “Kültürle Geleceğe Projesi” ile sektörün değişen dinamiklerine ve yeni nesillerin beklentilerine uyum sağlayan, değerlerimiz etrafında zenginleşen bir yol haritası oluşturuyoruz. Çalışanlarımızın sesini doğrudan üst yönetime duyurmasını sağlayan “Önce Çalışan Meclisi” platformumuz, şeffaf ve açık iletişim kültürümüzün en önemli kanıtıdır. Bu meclis sayesinde, her kademedeki çalışma arkadaşımızın öneri ve geri bildirimlerini karar süreçlerimize dahil ederek, ortak akılla hareket etme kaslarımızı güçlendiriyoruz.

Liderlik ve gelişim anlayışımız da kültürümüzün önemli bir parçasını oluşturur. “Tersine Mentorluk” programımızla, genç kuşağın bilgi ve bakış açısını deneyimli yöneticilerimizle buluşturarak kuşaklar arası iletişimi ve öğrenmeyi teşvik ediyoruz. Bu sayede, kurumumuzun dinamizmini ve yenilikçi ruhunu sürekli besliyoruz. “Hasbihal Görüşmeleri” gibi samimi platformlarda ise üst yönetimimiz ile her seviyeden çalışma arkadaşımız bir araya gelerek, hiyerarşiden uzak, samimi bir diyalog ortamı kuruyor. Bu uygulamalar, ulaşılabilir liderlik anlayışımızı pekiştirirken, kurum içindeki güven ve aidiyet duygusunu da güçlendirmektedir.

Sonuç olarak Kuveyt Türk’teki çalışma ortamı; karşılıklı saygıya, güvene ve sürekli gelişime dayalı, adil ve insan odaklı bir yapıdır. Çalışanlarımızın sadece bugünkü başarılarımızın değil, gelecekteki vizyonumuzun da mimarları olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle onların yetkinliklerini artıracak, kariyer yollarını destekleyecek ve iş-yaşam dengelerini gözetecek uygulamalara yatırım yapmaya devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki, mutlu ve motive bir ekip, müşteri memnuniyetinin ve sürdürülebilir başarının en sağlam güvencesidir.

**4.	2025’te bankanız ekonomiye, reel sektöre ne kadar kaynak sağladı? 2026’da ne kadarlık artış hedefliyorsunuz?**

2025 yılı, Kuveyt Türk’ün reel ekonomiye olan sarsılmaz desteğini güçlü finansal sonuçlarla taçlandırdığı bir dönem oldu. Yıl sonu itibarıyla, toplam aktiflerimizi bir önceki yıla göre yüzde 58,7 gibi oldukça güçlü bir oranda artırarak 1,35 trilyon TL seviyesini aştık. Bu büyüme, bankacılık sektöründeki 10. sıradaki yerimizi korurken, katılım finans kuruluşları arasındaki lider konumumuzu daha da perçinledi. Reel sektöre olan güvenimizin ve desteğimizin en net göstergesi ise kullandırdığımız fonlarda yaşandı. Nitekim brüt finansman büyüklüğümüzü yüzde 50,5 artışla 654,3 milyar TL’ye ulaştırarak, sanayiciden KOBİ’ye, ihracatçıdan bireysel müşteriye kadar ekonominin tüm aktörlerinin yanında olduğumuzu bir kez daha kanıtladık.

Bu dönemde sadece finansman sağlamakla kalmadık, aynı zamanda ülkemizin tasarruflarını da etkin bir şekilde ekonomiye kazandırdık. Toplanan fonlarımız yüzde 53,7’lik bir artışla 900 milyar TL’ye yükseldi. Özellikle vadesiz mevduatın toplam mevduat içindeki payının yüzde 60,95 gibi sektör ortalamasının oldukça üzerinde bir seviyede olması, müşterilerimizin bankamıza duyduğu derin güvenin ve güçlü likidite yapımızın bir yansımasıdır. Bu sağlam fonlama tabanı, bize reel sektörün ihtiyaçlarına kesintisiz ve rekabetçi koşullarla yanıt verme imkânı tanıdı. Bu başarılı performansın bir yansıması olarak net dönem kârımızı 40,4 milyar TL’ye ulaştırırken, ortalama özkaynak kârlılığımızı yüzde 39,65 gibi yüksek bir seviyede gerçekleştirdik.

Bu başarılı tablo, sürdürülebilir kârlılık ve verimlilik odaklı stratejimizin bir sonucudur. Yüksek aktif kalitesini her zaman önceliklendiren bir kurum olarak, takibimizdeki alacaklar oranını yüzde 1,98 gibi sektör ortalamasının altında bir seviyede tutmayı başardık. Bu durum, ihtiyatlı risk yönetimi anlayışımızın ve finansman süreçlerindeki titizliğimizin bir göstergesidir. Sermaye yeterlilik rasyomuzun yüzde 22,11 gibi güçlü bir seviyede olması ise gelecekteki büyüme hedeflerimizi destekleyecek sağlam bir zemine sahip olduğumuzu teyit etmektedir.

2026 yılına girerken, bu sağlam temel üzerinde büyümeye devam etmeyi hedefliyoruz. Önceliğimiz, niceliksel büyümenin ötesinde, nitelikli ve katma değerli bir büyümeyi sürdürmektir. Reel ekonominin ihtiyaçlarını yakından takip ederek, özellikle üretim, yatırım, ihracat ve teknoloji odaklı sektörlere sağladığımız finansman desteğini artıracağız. Sürdürülebilir finansman alanında yenilikçi ürünler geliştirerek yeşil dönüşüme öncülük edeceğiz. 2026 yılında da aynı istikrarlı ve dengeli büyüme performansını sergileyerek, hem ülkemiz ekonomisine katkımızı artırmayı hem de tüm paydaşlarımız için değer yaratmayı sürdüreceğiz.

**5.	Kredi portföyünüzde hangi alanlar, sektörler ne kadarlık pay alıyor?**

Kuveyt Türk olarak finansman portföyümüzü, riskin tabana yayılmasını sağlayan, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme stratejisi üzerine kurguluyoruz. Portföyümüzün ağırlıklı kısmını, ekonomimizin can damarı olan tüzel müşterilerimiz oluşturmaktadır. Bu segment içerisinde, özellikle KOBİ’ler bankamızın kuruluşundan bu yana stratejik önceliğimiz olmuştur. Yıllar içinde tabana yaygın bir şekilde büyüyen finansman portföyümüzle, Türkiye’nin dört bir yanındaki küçük ve orta ölçekli işletmelerin en önemli finansal çözüm ortaklarından biri haline geldik. KOBİ’lere sunduğumuz yenilikçi ürünler ve danışmanlık hizmetleri, onların büyüme yolculuklarına eşlik etmemizi sağlamaktadır.

Son yıllarda, KOBİ segmentindeki güçlü varlığımızı korurken, kurumsal finansman alanındaki etkinliğimizi de stratejik olarak artırıyoruz. Büyük ölçekli ve stratejik öneme sahip projelerin finansmanında daha aktif rol alarak portföyümüzü çeşitlendiriyoruz. Bu kapsamda, proje finansmanı, büyük altyapı yatırımları ve birleşme-satın alma işlemlerinde sunduğumuz çözümlerle kurumsal segmentteki payımızı istikrarlı bir şekilde yükseltiyoruz. Bu strateji, bankamızın risk yönetimi kabiliyetini güçlendirirken, kârlılık ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimizle de tam bir uyum içerisindedir.

Tüzel segmentteki ürün çeşitliliğimiz, müşterilerimizin farklı ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanmıştır. Özellikle dış ticaretin finansmanı, uzmanlık alanlarımızın başında gelmektedir. Geniş muhabir ağımız ve tecrübeli kadrolarımızla, ihracat ve ithalat yapan firmalarımıza akreditiften garanti mektuplarına kadar geniş bir yelpazede hizmet sunuyoruz. Bunun yanı sıra, işletmelerin sabit kıymet yatırımlarını destekleyen leasing (finansal kiralama) çözümlerimiz de portföyümüzde önemli bir yer tutmaktadır. Bu ürünler, tüzel segmentteki güçlü konumumuzu daha da pekiştirmektedir.

Bireysel müşteri tarafında ise konut ve taşıt finansmanı, uzun yıllardır lider konumda olduğumuz alanlardır. Müşterilerimizin hayallerini gerçekleştirmelerine destek olurken, bu ürün gruplarında pazar payımızı sürekli artırıyoruz. Son dönemde, değişen tüketici alışkanlıkları ve dijitalleşmenin etkisiyle özellikle kredi kartları alanında dikkat çekici bir büyüme ivmesi yakaladık. Sağlam Kart markamızla sunduğumuz avantajlar ve yenilikçi kampanyalarla, kredi kartlarının bireysel portföyümüzdeki payı giderek artmaktadır. Bu dengeli portföy yapısı, Kuveyt Türk’ün piyasa dalgalanmalarına karşı dayanıklılığını artırırken, istikrarlı büyüme performansımızın da temelini oluşturmaktadır.

**6.	Kurumsal ve Ticari bankacılıkta nasıl bir organizasyon ile hangi müşteri segmentlerine hizmet veriyorsunuz? Firmalara, işletmelere sunduğunuz destekleri nasıl özetlersiniz?**

Kurumsal ve Ticari bankacılıkta benimsediğimiz temel felsefe, “danışman bankacılığı” anlayışıdır. Müşterilerimizi sadece finansman ihtiyacı olan kurumlar olarak değil, uzun vadeli stratejik ortaklar olarak görüyoruz. Bu nedenle yaklaşımımız, standart ürünleri sunmanın ötesine geçerek, onların iş modelini, sektör dinamiklerini ve gelecek hedeflerini derinlemesine anlamayı içerir. Saha kadrolarımızı, müşterinin işine değer katacak, finansal ve operasyonel verimliliğini artıracak öneriler sunabilen yetkin danışmanlar olarak konumlandırıyoruz. Bu yetkinlikleri, düzenli eğitimler ve merkez kadrolarımızla kurduğumuz güçlü sinerjiyle sürekli olarak geliştiriyoruz.

Organizasyon yapımızı, farklı ölçekteki işletmelerin özel ihtiyaçlarına en etkin şekilde cevap verebilecek biçimde segmente ettik. Büyük ölçekli kurumsal firmalardan, hızla büyüyen ticari işletmelere ve ekonomimizin bel kemiği olan KOBİ’lere kadar her segmente özel ekiplerle hizmet veriyoruz. Geniş bayi ve tedarikçi ağına sahip kurumsal müşterilerimiz için özel nakit yönetimi çözümleri geliştirdik. Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS) ve Tedarikçi Finansman Sistemi (TFS) gibi bu sistemler, tahsilat ve ödeme süreçlerini dijitalleştirerek operasyonel verimliliği en üst düzeye çıkarıyor. Bu sistemler, firmaların nakit akışını daha öngörülebilir ve yönetilebilir hale getirerek onlara önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.

Dış ticaret, uzmanlık alanlarımızın başında geliyor ve bu alanda firmalarımıza uçtan uca dijital çözümler sunuyoruz. Müşterilerimiz, ithalat ve ihracat transferlerinden akreditif işlemlerine kadar tüm süreçleri Kuveyt Türk Mobil veya internet şubemiz üzerinden, şubeye gitmeden, hızlı ve güvenli bir şekilde yönetebiliyor. Güçlü muhabir ağımız ve tecrübeli dış ticaret ekibimiz, firmalarımızın küresel pazarlardaki faaliyetlerini kolaylaştırırken, onlara döviz risklerini yönetme konusunda da danışmanlık desteği sağlıyor. Bu dijital altyapı, operasyonel yükü azaltarak firmaların ana işlerine odaklanmasına imkân tanıyor.

KOBİ’lerimize ise finansal desteğin yanı sıra, onların dijital dönüşüm yolculuklarında da yanlarında oluyoruz. Online Finansman platformumuz sayesinde, KOBİ’lerimiz finansman başvurularını dakikalar içinde tamamlayabiliyor. Sağlam Business Kart gibi ürünlerimizle ticari harcamalarını yönetmelerini kolaylaştırırken, Tarım POS gibi sektörel çözümlerle de özel ihtiyaçlarına cevap veriyoruz. Önümüzdeki dönemde, sürdürülebilirlik ve yeşil finansman konularında da danışmanlık rolümüzü güçlendireceğiz. İşletmelerin karbon ayak izini azaltma, enerji verimliliğini artırma ve sürdürülebilir yatırım projelerine yönelik finansman modelleri geliştirerek, onların geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemesine katkı sağlayacağız.

**7.	Son dönemdeki koşullar altında işletmelerin öncelikli ihtiyaçların neler olduğunu gözlemliyorsunuz?**

Sahadaki ekiplerimiz ve müşterilerimizle yaptığımız düzenli görüşmelerde, işletmelerin öncelikli ihtiyacının başında nakit akışının etkin ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi geldiğini net bir şekilde gözlemliyoruz. Küresel ve yerel ekonomik koşulların etkisiyle tahsilat vadelerinin uzaması ve stok devir hızlarının yavaşlaması, işletme sermayesi ihtiyacını her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Bu ortamda likidite yönetimi, artık sadece bir finansal gereklilik değil, aynı zamanda şirketlerin dayanıklılığını ve esnekliğini belirleyen stratejik bir yetkinlik haline gelmiştir. Doğru planlanmış bir nakit akışı, firmaların belirsizlik dönemlerinde ayakta kalmasını sağlayan en önemli güvencedir.

İkinci olarak, maliyet yönetimi ve operasyonel verimlilik arayışı ön plana çıkmaktadır. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, hammadde maliyetlerindeki artışlar ve işçilik giderlerindeki yükseliş, firmaların kâr marjları üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Bu nedenle işletmeler, üretim süreçlerinden tedarik zincirine kadar her alanda verimliliği artıracak, birim maliyetleri düşürecek çözümlere odaklanıyor. Dijitalleşme ve otomasyon teknolojilerine yapılan yatırımlar, bu süreçte sadece bir maliyet unsuru olarak değil, aynı zamanda uzun vadeli rekabet gücünü artıracak stratejik bir hamle olarak görülmektedir.

Üçüncü önemli ihtiyaç ise pazar çeşitlendirmesi ve yeni ihracat fırsatları arayışıdır. Geleneksel pazarlardaki talep dalgalanmaları, firmaları yeni coğrafyalara yönelmeye teşvik ediyor. Özellikle Körfez ülkeleri, Orta Asya ve Afrika gibi gelişmekte olan pazarlar, Türk şirketleri için önemli bir büyüme potansiyeli sunuyor. Bu pazarlara açılma sürecinde, doğru finansman modellerine erişim, lojistik ve garanti mekanizmaları gibi konularda desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Biz de bir finans kurumu olarak, dış ticaret finansmanı ürünlerimiz ve danışmanlık hizmetlerimizle firmaların bu yeni pazarlara güvenle adım atmalarına yardımcı oluyoruz.

Son olarak, nitelikli insan kaynağına erişim ve mevcut yetenekleri elde tutma konusu, tüm sektörlerdeki işletmeler için giderek artan bir öneme sahip. Teknoloji, dijital pazarlama, veri analitiği ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda yetkin profesyonellere olan talep artıyor. Bu durum, şirketleri sadece rekabetçi ücret paketleri sunmaya değil, aynı zamanda çalışanlarına gelişim imkânı tanıyan, aidiyet duygusunu güçlendiren ve pozitif bir çalışma ortamı yaratan kurumlar olmaya zorluyor. Çalışanlarına yatırım yapan ve onları gelişim yolculuklarında destekleyen firmaların, bu rekabetçi ortamdan daha güçlü çıkacağına inanıyoruz.

**8.	Tüm dünyada örneğin finansman seçeneklerindeki sınırlamalar başta olmak üzere içinde bulunduğumuz genel koşullar göz önüne alındığında, firmaların önümüzdeki dönemde en çok nelere dikkat etmeliler? Nelere odaklanmalılar?**

İçinde bulunduğumuz küresel ekonomik konjonktürde, işletmelerin önümüzdeki dönemde en çok dikkat etmesi gereken konu, büyüme hedeflerini verimlilik ve kârlılıkla dengelemektir. Artık tek başına ciro artışı, bir şirketin sağlığını ölçmek için yeterli bir gösterge değildir. Finansman kaynaklarının daha seçici hale geldiği bu dönemde, kaynakların etkin ve stratejik kullanımı kritik bir önem kazanmıştır. Bu nedenle firmalar, operasyonel verimliliği artıracak, maliyetleri düşürecek ve kâr marjlarını koruyacak adımlara odaklanmalıdır. Sağlam bir bilanço yapısı, güçlü bir özkaynak ve sağlıklı bir nakit akışı, dönemsel ekonomik dalgalanmalara karşı en önemli kalkandır.

İkinci olarak, dijitalleşme ve teknolojiye yatırım yapmak artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Veri odaklı karar alma süreçleri, işletmelere daha çevik ve rekabetçi olma imkânı tanır. Yapay zekâ, otomasyon ve veri analitiği gibi teknolojiler, sadece üretim süreçlerini optimize etmekle kalmaz, aynı zamanda müşteri davranışlarını daha iyi anlamayı, pazarlama stratejilerini kişiselleştirmeyi ve yeni iş modelleri geliştirmeyi de mümkün kılar. Dijital dönüşümünü başarıyla tamamlayan ve teknolojiyi iş süreçlerinin merkezine yerleştiren firmalar, bu zorlu dönemde rakiplerinden pozitif yönde ayrışacaktır.

Üçüncü odaklanılması gereken alan ise sürdürülebilirliktir. Sürdürülebilirlik, artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi veya bir pazarlama aracı değildir. Gerek uluslararası regülasyonlar, gerek yatırımcı beklentileri, gerekse de tüketici tercihleri, şirketleri çevresel, sosyal ve yönetişimsel (ESG) performanslarını iyileştirmeye yönlendiriyor. Enerji verimliliği, atık yönetimi, karbon ayak izinin azaltılması gibi konular, hem maliyet avantajı yaratmakta hem de şirketin marka değerini ve finansmana erişim imkânlarını artırmaktadır. Sürdürülebilirliği iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası haline getiren firmalar, geleceğin kazananları olacaktır.

Son olarak, firmaların risk yönetimi ve stratejik planlama yetkinliklerini güçlendirmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar, jeopolitik belirsizlikler ve piyasa dalgalanmaları, proaktif bir risk yönetimi anlayışını zorunlu kılıyor. Şirketler, farklı senaryolara hazırlıklı olmalı, pazar ve ürün çeşitlendirmesi yoluyla risklerini dağıtmalı ve esnek bir iş modeli benimsemelidir. Biz de Kuveyt Türk Finans Grubu olarak, tüm iştiraklerimizle birlikte müşterilerimizin bu dönüşüm yolculuğunda yanlarında olmaya, onlara sadece finansal kaynak değil, aynı zamanda stratejik bir vizyon sunarak rehberlik etmeye devam edeceğiz.

**9.	Tüm bu desteklerinin yanı sıra şirketlere sunduğunuz eğitim, danışmanlık hizmetleriniz var mı? Varsa bunlar nelerdir?**

Bizim için danışmanlık, ayrı bir hizmet paketi olarak sunulan bir faaliyetten ziyade, müşterilerimizle kurduğumuz ilişkinin temelini oluşturan bir yaklaşımdır. “Danışman bankacılığı” felsefemiz, her bir müşterimizin iş modelini, nakit akış döngüsünü ve sektörel dinamiklerini derinlemesine analiz ederek, onlara özel çözümler üretmeyi hedefler. Bu nedenle, standart bir ürün setini sunmak yerine, esnek ürün gamımızdan en uygun finansal mimariyi müşterimizle birlikte tasarlıyoruz. Bu süreç, doğal olarak bir danışmanlık hizmetini de içermektedir. Saha kadrolarımız, müşterilerimizin finansal sağlığını iyileştirecek, verimliliklerini artıracak ve risklerini yönetecek önerilerde bulunarak onların stratejik birer iş ortağı gibi hareket eder.

Bu yaklaşımın en somut örneklerinden birini, teknoloji ve finansı birleştirdiğimiz API entegrasyon hizmetlerimizde görebilirsiniz. Firmaların günlük bakiye takibi, anlık hesap hareketleri izleme, toplu ödeme ve tahsilat gibi operasyonel süreçlerini kendi ERP veya muhasebe sistemlerine entegre etmelerini sağlıyoruz. Bu süreci sadece teknik bir entegrasyon olarak görmüyor, butik bir danışmanlık hizmeti olarak ele alıyoruz. Her firmanın iş akışı ve operasyonel yoğunluğu farklı olduğu için, API altyapısını şirketin ihtiyaçlarına göre şekillendiriyor, süreç tasarımından uygulamaya kadar her aşamada müşterimizle birlikte çalışıyoruz. Bu, onların operasyonel verimliliklerini artırırken, finansal süreçlerini daha kontrollü ve otomatik bir yapıya kavuşturmalarına olanak tanır.

Ayrıca, dış ticaret gibi uzmanlık gerektiren alanlarda da müşterilerimize proaktif danışmanlık desteği sağlıyoruz. Dış ticaret ekiplerimiz, firmalarımızın hedef pazarlarındaki riskleri, ödeme yöntemlerini ve akreditif gibi karmaşık süreçleri yönetmelerine yardımcı olur. Döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı risklerini minimize edecekleri türev ürünler ve stratejiler konusunda bilgilendirme yaparak, onların daha öngörülebilir bir ticaret yapmalarına katkıda bulunuyoruz. Bu hizmet, özellikle küresel pazarlara yeni açılan KOBİ’lerimiz için kritik bir önem taşımaktadır.

Saha kadrolarımızı birer danışman olarak yetiştirmek, kurum olarak en çok önem verdiğimiz konulardan biridir. Düzenlediğimiz kapsamlı ve sürekli eğitim programlarıyla, portföy yöneticilerimizin sadece finansal ürün bilgisine değil, aynı zamanda sektörel analiz, stratejik planlama ve finansal okuryazarlık gibi yetkinliklere de sahip olmalarını sağlıyoruz. Amacımız, müşterilerimizin yatırım kararlarından dijitalleşme süreçlerine kadar her alanda güvenle danışabilecekleri, onların dilinden anlayan ve onlara değer katan çözüm ortaklıkları inşa etmektir.

**10.	Hep krediden bahsettik… Müşterilerinizin yatırımlarını değerlendireceği ürünlerinizden söz eder misiniz?**

Elbette, Kuveyt Türk olarak biz, müşterilerimize sadece finansman tarafında değil, birikim ve yatırım alanında da katılım finans prensiplerine uygun, kapsamlı ve yenilikçi çözümler sunuyoruz. 360 derece hizmet anlayışımız, müşterilerimizin finansal yaşam döngüsünün her aşamasında yanlarında olmayı gerektirir. Bu doğrultuda, tasarruflarını güvenle değerlendirebilecekleri, reel ekonomiye dayalı ve adil paylaşım esasına göre getiri sağlayan geniş bir ürün yelpazesine sahibiz. Amacımız, müşterilerimizin finansal hedeflerine ulaşmalarını sağlarken, aynı zamanda birikimlerinin de ülke ekonomisine katma değer olarak dönmesini sağlamaktır.

Bu kapsamda, farklı yatırımcı profillerine ve beklentilerine hitap eden çeşitli katılma hesapları sunuyoruz. Klasik katılma hesaplarımızın yanı sıra, müşterilerimizin ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş İncir, Hoş Geldin ve Sepet Hesap gibi ürünlerimizle çeşitlendirilmiş seçenekler sunmaktayız. Bu hesaplar, birikimlerin reel sektör projelerinin finansmanında kullanılmasını ve elde edilen kârın adil bir şekilde paylaşılmasını esas alır. Böylece müşterilerimiz, hem tasarruflarını değerlendirir hem de üretimin ve ticaretin gelişimine ortak olmanın manevi tatminini yaşarlar.

Altın, hem kültürel olarak hem de güvenli bir yatırım aracı olarak müşterilerimizin her zaman ilgi gösterdiği bir enstrümandır. Altın bankacılığının öncüsü olarak, bu alanda en geniş ürün ve hizmet setini sunuyoruz. Müşterilerimiz, fiziki altınlarını güvenle saklayabilecekleri Altın Depo Hesapları açabilir, Altına Altın Katılma Hesabı ile mevcut altın birikimlerine yine altın cinsinden kâr payı geliri elde edebilirler. Ayrıca, Kuveyt Türk Mobil üzerinden kolayca altın alım-satım işlemleri yapabilir, birikimlerini dijital olarak yönetebilirler. Bu hizmetlerimiz, altını yastık altından ekonomiye kazandırarak hem müşterilerimize hem de ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır.

İştirakimiz KT Portföy aracılığıyla, sermaye piyasalarında da müşterilerimize profesyonel yatırım yönetimi hizmetleri sunuyoruz. Katılım esaslı yatırım fonları, emeklilik fonları ve özel portföy yönetimi hizmetlerimizle, müşterilerimizin risk algılarına ve getiri beklentilerine uygun yatırım stratejileri oluşturuyoruz. Özellikle Türkiye’nin ilk katılım esaslı sürdürülebilirlik fonu olan Sürdürülebilirlik Katılım Fonu gibi yenilikçi ürünlerimizle, yatırımcıları hem finansal getiri elde etmeye hem de çevresel ve sosyal sorumluluk taşıyan şirketlere yatırım yapmaya teşvik ediyoruz. Sukuk (kira sertifikası) ihraçlarımız da hem bireysel hem de kurumsal yatırımcılar için önemli bir alternatif yatırım aracı olmaya devam etmektedir.

**11.	Yenilikçi ürünler geliştirme ve bankanızın kaynaklarını çeşitlendirme doğrultusunda gerçekleştirdiğiniz çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?**

“Rotamız Dijital, Odağımız İnsan” vizyonumuz, yenilikçi ürün geliştirme ve kaynak çeşitlendirme stratejimizin temelini oluşturuyor. Dijital dönüşümü, sadece mevcut süreçleri dijitale taşımak olarak değil, müşteri yolculuklarını baştan sona yeniden tasarlayarak onlara kesintisiz, hızlı ve sade bir deneyim sunma fırsatı olarak görüyoruz. Bu kapsamda, veri analitiği, robotik süreç otomasyonu (RPA) ve yapay zekâ gibi teknolojileri iş süreçlerimizin merkezine yerleştiriyoruz. Örneğin, dijital asistanımız Selim, doğal dil işleme yeteneği sayesinde müşterilerimizin taleplerini anlayarak 7/24 hizmet verirken, operasyonel verimliliğimizi de önemli ölçüde artırıyor.

Açık bankacılık, bu alandaki en güçlü kaslarımızdan biridir. Kuveyt Türk API Market platformumuz üzerinden geliştirdiğimiz yüzlerce API ile fintek ekosisteminin en önemli oyuncularından biriyiz. Bu altyapı sayesinde, iş ortaklarımızla yenilikçi iş modelleri geliştiriyor, müşterilerimize farklı platformlar üzerinden bankacılık hizmetlerimize erişim imkânı tanıyoruz. Örneğin, müşterilerimiz artık farklı bankalardaki hesaplarını Kuveyt Türk Mobil üzerinden tek bir ekrandan yönetebiliyor. Bu, onlara bütüncül bir finansal yönetim deneyimi sunarken, bankamızı da finansal ekosistemin merkezine konumlandırıyor.

Fiziksel ve dijital kanalları birleştiren hibrit hizmet modellerine de öncülük ediyoruz. Self Nokta adını verdiğimiz hizmet noktalarımız, şube ve dijitalin birleştiği, müşterilerimizin birçok bankacılık işlemini görüntülü görüşme yoluyla veya self servis olarak hızlıca yapabildiği yenilikçi bir konsepttir. Bu model, bir yandan hizmet ağımızı daha verimli bir şekilde genişletmemizi sağlarken, diğer yandan müşterilerimize esnek ve modern bir bankacılık deneyimi sunuyor. Uzaktan müşteri ediniminde de önemli bir başarı yakaladık; artık yeni müşterilerimizin büyük bir kısmı şubeye gelmeden, tamamen dijital kanallar üzerinden ailemize katılıyor.

Müşteri deneyimini bilimsel yöntemlerle geliştirmek adına attığımız adımlar da bizi sektörde farklılaştırıyor. Bankacılık sektöründe bir ilk olan Empatika Nöropazarlama Araştırma Merkezimiz, müşteri davranışlarının ardındaki duygusal ve bilişsel süreçleri nörobilimsel yöntemlerle analiz etmemizi sağlıyor. Bu merkezde elde ettiğimiz içgörüler, dijital kanallarımızın arayüz tasarımlarından ürün geliştirme süreçlerimize kadar her alanda bize rehberlik ediyor. Bu sayede, sadece teknik olarak kusursuz değil, aynı zamanda “insana dokunan”, sezgisel ve kullanıcı dostu hizmetler geliştirebiliyoruz. Bu yenilikçi yaklaşım, müşteri memnuniyetini ve bağlılığını artırmanın anahtarıdır.

**12.	Çalışan deneyimini geliştirmek adına yeni teknolojilerden, uygulamalar için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?**

Çalışan odaklı yaklaşımımızı teknoloji ve dijitalleşmenin sunduğu imkânlarla birleştirerek, çalışma arkadaşlarımızın iş hayatını daha verimli, kolay ve anlamlı hale getirmeyi hedefliyoruz. Dijital dönüşümün sadece müşteri odaklı değil, aynı zamanda çalışan odaklı olması gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, en değerli varlığımız olan insan kaynağımızın yetkinliklerini artırmak, onlara modern çalışma araçları sunmak ve onları rutin iş yükünden kurtararak stratejik ve katma değerli işlere odaklanmalarını sağlamak en önemli önceliklerimizdendir.

Bu kapsamda, üretken yapay zekâ (GenAI) teknolojilerinden aktif olarak faydalanıyoruz. Çalışanlarımıza özel geliştirdiğimiz akıllı asistanımız, onların günlük görevlerini kolaylaştıran, bilgiye anında erişim sağlayan ve karar süreçlerini destekleyen bir dijital yardımcı görevi görüyor. Bu asistan, kurum içi yönetmeliklerden ürün bilgilerine kadar geniş bir veri setini analiz ederek, çalışma arkadaşlarımızın sorularına anında ve doğru yanıtlar veriyor. Bu sayede, operasyonel verimlilik artarken, çalışanlarımız da zamanlarını müşterilerimizle daha derin ilişkiler kurmak için kullanabiliyor.

Analitik kültürü organizasyonumuzun geneline yaymak da stratejik hedeflerimiz arasında yer alıyor. Veri Nimet Programı gibi kapsamlı eğitim programları ile her seviyedeki çalışma arkadaşımızın veri okuryazarlığı yetkinliğini artırıyoruz. Onlara, işlerini daha iyi yapmalarını sağlayacak veri analitiği araçları ve platformları sunuyoruz. Amacımız, her bir çalışanımızın veriye dayalı kararlar alabilen, trendleri okuyabilen ve proaktif aksiyonlar geliştirebilen birer analist gibi düşünmesini sağlamaktır. Bu, hem bireysel performanslarını hem de kurumumuzun rekabet gücünü artıran bir yaklaşımdır.

Çalışma ortamımızı ve iş süreçlerimizi de sürekli olarak teknolojiyle iyileştiriyoruz. Hibrit çalışma modelini destekleyen dijital altyapımız, esnek ve verimli bir çalışma ortamı sunuyor. İnsan Kaynakları süreçlerimizi dijitalleştirerek, izin taleplerinden performans değerlendirmelerine kadar birçok işlemi mobil platformlara taşıdık. Ayrıca, robotik süreç otomasyonu (RPA) teknolojisini kullanarak, tekrar eden ve manuel operasyonel görevleri otomatize ediyoruz. Bu, hem hata oranını düşürüyor hem de çalışma arkadaşlarımızın daha yaratıcı ve stratejik düşünmelerine olanak tanıyarak iş tatminlerini artırıyor.

**13.	Bankanızın sürdürülebilirlik yaklaşımını nasıl özetlersiniz?**

Kuveyt Türk olarak sürdürülebilirliği, sadece bir çevre duyarlılığı meselesi olarak değil; ekonomik, sosyal ve yönetişimsel boyutları olan bütüncül bir iş stratejisi olarak ele alıyoruz. Bu yaklaşım, “Değerlerimizi geleceğe taşımak” misyonumuzun doğal bir uzantısıdır. Amacımız, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin haklarını gözeten, topluma ve çevreye pozitif etki yaratan, sorumlu bir finans kuruluşu olmaktır. 2026 Sürdürülebilirlik Strateji Planımız, bu vizyonu somut hedeflere ve eylemlere dönüştüren yol haritamızdır.

Çevresel sürdürülebilirlik alanında, hem kendi operasyonlarımızdaki karbon ayak izimizi azaltmak hem de müşterilerimizin yeşil dönüşümünü finanse etmek için kararlı adımlar atıyoruz. Bu doğrultuda, Isparta’da kurduğumuz 13,7 MWp gücündeki Güneş Enerji Santrali (GES) projemiz, bu kararlılığın en somut örneğidir. Bu santral ile Türkiye genelindeki tüm lokasyonlarımızın elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 80'ini temiz ve yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyoruz. Müşteri tarafında ise yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, elektrikli araç şarj istasyonları ve yeşil bina gibi projelere özel finansman modelleri sunarak düşük karbonlu bir ekonomiye geçişi aktif olarak destekliyoruz.

Sosyal sürdürülebilirlik, insan odaklı bankacılık anlayışımızın merkezinde yer alır. Finansal kapsayıcılığı artırmak, KOBİ’leri ve kadın girişimcileri desteklemek, toplumun kültürel ve sanatsal mirasına sahip çıkmak bu alandaki önceliklerimizdir. Lonca Girişimcilik Merkezi ile yenilikçi fikirlere sahip girişimcilere destek olurken, restorasyon projeleri ve kültürel yayınlarla medeniyetimizin değerlerini yaşatıyoruz. Ayrıca, çalışanlarımıza adil, eşitlikçi ve gelişim odaklı bir çalışma ortamı sunarak en büyük sosyal etkiyi kendi içimizde yaratıyoruz.

Yönetişimsel sürdürülebilirlik ise şeffaf, hesap verebilir ve etik ilkelere bağlı bir yönetim anlayışını ifade eder. Kurumsal risk yönetimi süreçlerimize çevresel ve sosyal riskleri de entegre ettik. Yüzde 100 iştirakimiz olan KT Portföy bünyesinde kurduğumuz Türkiye’nin ilk katılım esaslı Sürdürülebilirlik Katılım Fonu ile yatırımcıları, ESG performansı yüksek şirketlere yönlendiriyoruz. Bu fon, sadece finansal getiri sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda sermayenin daha sorumlu ve sürdürülebilir alanlara akmasına da öncülük ediyor. Bu bütüncül yaklaşımımızla, sürdürülebilirliği tüm paydaşlarımız için ortak bir değere dönüştürmeyi amaçlıyoruz.

**14.	Ülkemizin ne yazık ki önemli problemlerinden biri de yüksek enflasyon… Enflasyonla mücadele konusunda Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı özetle sürdürülen program hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Kurda anormal hareketlenmeler bekliyor musunuz?**

Yıllık enflasyonun Aralık 2025 itibarıyla yüzde 30,89 düzeyinde seyrettiği bir konjonktürde, Türkiye ekonomisi için enflasyonla mücadelenin önceliklendirildiği, bu doğrultuda kararlı para ve maliye politikalarının uygulandığı bir dezenflasyon süreci yaşandı. Ekonomi yönetiminin fiyat istikrarını sağlama ve makroekonomik dengeyi yeniden tesis etme yönündeki programını, uzun vadeli istikrar açısından son derece olumlu ve destekleyici buluyoruz. Uygulanan parasal sıkılaşma adımlarının ve mali disipline yönelik atılan adımların, beklentileri yönetme ve enflasyonist baskıları kontrol altına alma konusunda önemli bir rol oynadığını düşünüyoruz. Bu sürecin kontrollü ve öngörülebilir bir şekilde yürütülmesi, finansal sistemin sağlığı ve reel sektörün planlama kabiliyeti açısından büyük önem taşımaktadır.

Finans sektörü olarak bizler, bu geçiş döneminde hem küresel belirsizliklere hem de iç piyasa dinamiklerine karşı sağlam bir duruş sergiledik. Bankacılık sektörünün güçlü sermaye yapısı ve aktif kalitesi, bu sürecin başarıyla yönetilmesinde kilit bir rol oynamıştır. Kuveyt Türk olarak biz de bu dönemde ihtiyatlı risk yönetimi anlayışımızla bilançomuzu güçlendirmeye, dengeli ve sürdürülebilir büyümeye odaklandık. Önümüzdeki dönemde, dezenflasyon sürecinin kalıcı hale gelmesi için para ve maliye politikaları arasındaki uyumun devam etmesi ve yapısal reformlarla desteklenmesi kritik olacaktır.

2026 yılına ilişkin beklentimiz, dezenflasyon sürecinin devam etmesiyle birlikte finansal koşullarda kademeli bir normalleşmenin yaşanacağı yönündedir. Parasal sıkılaşmanın etkilerinin tam olarak görülmesiyle birlikte, yılın ikinci yarısından itibaren politika adımlarında bir gevşeme döngüsünün başlaması beklenebilir. Ancak küresel ekonomideki büyüme ve ticaret dinamiklerindeki belirsizlikler göz önüne alındığında, sektör genelinde ihtiyatlı duruşun korunması, aktif kalitesinin ve sağlam bilanço yapısının öncelikli olmaya devam edeceğini öngörüyoruz.

Kur tarafında ise, mevcut para politikası çerçevesinin kararlılıkla sürdürülmesi ve güçlenen rezerv pozisyonu sayesinde, geçmişte yaşananlara benzer anormal bir hareketlenme beklemiyoruz. Nitekim Dolar/TL kurunun 42,86 seviyelerinde daha istikrarlı bir seyir izlediği mevcut ortamda, beklentimiz kur seviyesinin ekonomik temellerle uyumlu, daha dengeli ve öngörülebilir bir patikada hareket etmesi yönündedir. Bu durum, hem reel sektörün yatırım ve üretim kararlarını daha sağlıklı bir zeminde almasını sağlayacak hem de finansal istikrarın korunmasına katkıda bulunacaktır. Özetle, 2026 yılında odak noktamız; finansal istikrarı korumak, dengeli büyümeyi sürdürmek ve bu süreçte reel ekonomiye olan desteğimizi artırarak ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sunmak olacaktır.
