CEO Metin Yazarı

Eski sürümden aktarılan metin

Bu metin eski sürümden aktarıldı; girdinin yalnızca ilk 200 karakteri saklandı.

Kalite puanı

Eşiği geçti

Eşik 70 · 1 deneme

Eski sürüm puanı

Bu kayıtta yalnızca toplam puan saklanmış; alt puanlar yok.

Süre
—
Token
—
Tahmini maliyet
—
Uzunluk
3.884 kelime
Kurumsal İletişim Metni · Türkçe · Sürüm 13.884 kelime ·

1.Kuveyt Türk’ün katılım finans alanındaki konumu, pazar büyüklüğü ve rakiplerinden ayrılan özelliklerinin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Kuveyt Türk olarak, 1989 yılındaki kuruluşumuzdan bu yana katılım finans sektörünün öncüsü ve lideri olma misyonuyla hareket ediyoruz. Sektördeki konumumuzu yalnızca pazar payı veya bilanço büyüklüğü gibi metriklerle değil, aynı zamanda sektöre kazandırdığımız yenilikler, geliştirdiğimiz değer odaklı bankacılık anlayışı ve reel ekonomiye sağladığımız kesintisiz destekle tanımlıyoruz. Faizsiz finans prensiplerine sıkı sıkıya bağlı kalarak, tasarruf sahiplerinin birikimlerini üretime, yatırıma ve ticarete yönlendiren bir köprü vazifesi görüyoruz. Bu yaklaşımımız, bizi sadece bir finans kurumu olmanın ötesine taşıyarak, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasının güvenilir bir paydaşı haline getiriyor.

Bizi rakiplerimizden ayrıştıran en temel özelliklerden biri, bütüncül bir finans grubu olarak hareket etme kabiliyetimizdir. Kuveyt Türk Finans Grubu çatısı altında, müşterilerimizin tüm finansal ihtiyaçlarına 360 derece çözüm sunan entegre bir yapı kurduk. Teknoloji iştirakimiz Architecht ile sektörün dijital dönüşümüne yön verirken, Neova Katılım Sigorta ve Katılım Emeklilik ile sigorta ve emeklilik alanında faizsiz çözümler sunuyoruz. KT Portföy ve Kuveyt Türk Yatırım ile sermaye piyasalarında müşterilerimizin yanında yer alırken, Almanya’daki iştirakimiz KT Bank AG ile Avrupa’daki etkimizi artırıyoruz. Yakın zamanda kurduğumuz Sağlam Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş. ile de ödeme sistemleri alanındaki iddiamızı ortaya koyuyoruz. Bu yapı, müşterilerimize sadece bankacılık değil, tam bir finansal ekosistem deneyimi sunmamızı sağlıyor.

Dijitalleşme ve inovasyon, DNA’mızın ayrılmaz bir parçasıdır. Altın bankacılığını Türkiye’ye ilk getiren, dünyanın ilk sürdürülebilir sukuk ihracını gerçekleştiren kurum olmamız, yenilikçi ruhumuzun en somut göstergeleridir. Kuveyt Türk API Market platformumuz üzerinden sunduğumuz yüzlerce API ile fintek ekosisteminin gelişimine öncülük ediyoruz. Lonca Girişimcilik Merkezi ile geleceğin finansal teknolojilerini bugünden destekliyoruz. Selim dijital asistanımız, Self Nokta hizmet noktalarımız ve sürekli geliştirdiğimiz Kuveyt Türk Mobil uygulamamız, teknolojiyi insan odaklı bir yaklaşımla müşterilerimizin hizmetine sunduğumuzun kanıtıdır. Bu özelliklerimiz, bizi katılım finans sektöründe sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda oyun kurucu bir güç olarak konumlandırmaktadır.

2.Bankanızın 2026 büyüme perspektifinde öncelikli konular, alanlar neler olacak? Bunun için oluşturduğunuz stratejiyi nasıl özetlersiniz?

2026 yılına girerken, “Rotamız Dijital, Odağımız İnsan” vizyonumuz doğrultusunda belirlediğimiz stratejik önceliklerle ilerleyeceğiz. Sahip olduğumuz güçlü bilanço yapısı, sürdürülebilir kârlılığa dayalı iş modelimiz ve yüksek aktif kalitemiz, yeni dönem için bize sağlam bir zemin sunuyor. Nitekim 2025 yıl sonu itibarıyla yüzde 22,1 olan sermaye yeterlilik rasyomuz, bu sağlam zeminin en somut göstergesidir. 2026’daki temel önceliğimiz, insanı merkeze alan bankacılık anlayışımızla hem müşterilerimizin hem de kurumumuzun ortak faydasını gözeten kârlı bilanço yapımızı korumak ve reel ekonomiye olan desteğimizi nitelikli bir şekilde artırmaktır. Sağlam bankacılık ilkelerimizden ve ihtiyatlı risk yönetimi anlayışımızdan taviz vermeden, ülkemizin üretimine, ihracatına ve istihdamına katkı sunmaya devam edeceğiz.

Stratejimizin ikinci önemli ayağını verimlilik, inovasyon ve dijitalleşme oluşturuyor. Operasyonel mükemmelliği hedefleyerek süreçlerimizi sadeleştirmeye, yapay zekâ ve veri analitiği destekli hizmetlerle dijital kapasitemizi artırmaya devam edeceğiz. Veri ve Analitik grubumuzun liderliğinde kurduğumuz AI Lab platformu ile üretken yapay zekâ girişimlerini iş süreçlerimize entegre ediyoruz. Veri Nimet Programı gibi girişimlerle tüm organizasyonumuzda veri okuryazarlığını artırarak, kararlarımızı daha isabetli ve hızlı almayı hedefliyoruz. İnovasyonu ve teknolojiyi yalnızca bir verimlilik aracı olarak değil, aynı zamanda müşteri deneyimini zenginleştiren ve kişiselleştiren stratejik bir güç olarak konumlandırıyoruz.

Üçüncü olarak, “finans grubu” yaklaşımımızı daha da derinleştireceğiz. İştiraklerimizle tam bir sinerji içinde çalışarak, müşterilerimize bireysel veya tüzel ayrımı olmaksızın bütüncül ve kesintisiz hizmet sunacağız. Tercih edilen çözüm ortağı olma vizyonumuz doğrultusunda, müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu her alanda yanlarında olmayı amaçlıyoruz. Ekosistem bankacılığı yaklaşımıyla, sadece müşterilerimizdeki payımızı değil, müşterilerimizin ekosistemindeki payımızı da artırmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, danışman bankacılık rolümüzü güçlendirerek, özellikle tüzel müşterilerimizle olan ilişkilerimizi stratejik bir ortaklık düzeyine taşıyacağız. Sürdürülebilir finansman alanında yenilenebilir enerji ve çevre dostu projelere verdiğimiz desteği artırarak toplumsal sorumluluğumuzu da yerine getireceğiz.

3.Kuveyt Türk’te oluşturduğunuz kurum kültürünü ve çalışma ortamını nasıl tanımlarsınız?

Kuveyt Türk’te, başarımızın temelinde insanı merkeze alan, değer odaklı ve katılımcı bir kurum kültürü yatmaktadır. Altı yıl üst üste “Türkiye’nin En İyi İşvereni” ve bir kez de “Avrupa’nın En İyi İşvereni” seçilmemiz, bu alandaki samimi ve tutarlı çabalarımızın en değerli tescilidir. Bizim için çalışma arkadaşlarımız, en kıymetli varlığımızdır ve onların mesleki gelişimi kadar kişisel mutluluğuna da büyük önem veriyoruz. “Değerlerimizle büyüyoruz” ilkesi, iş yapış biçimimizden stratejik kararlarımıza, liderlik anlayışımızdan günlük iletişimimize kadar her alana nüfuz eden bir pusuladır. Bu kültür; adalet, güven, samimiyet ve ekip ruhu üzerine inşa edilmiştir.

Bu kültürü canlı tutmak ve sürekli geliştirmek adına somut mekanizmalar oluşturduk. “Kültürle Geleceğe Projesi” ile sektörün değişen dinamiklerine ve yeni nesillerin beklentilerine uyum sağlayan, daha çevik ve yenilikçi bir kültürel yapı hedefliyoruz. Bu proje kapsamında, tüm çalışma arkadaşlarımızın sesini dinliyor, atölye çalışmaları ve geri bildirim oturumlarıyla yol haritamızı birlikte çiziyoruz. 2016 yılından bu yana aktif olan Önce Çalışan Meclisimiz, her kademedeki çalışma arkadaşlarımızın görüş ve önerilerini doğrudan üst yönetime iletebildiği şeffaf bir platform sunmaktadır. Bu meclis, kurum içi iletişimi güçlendirirken, aidiyet duygusunu da pekiştirmektedir.

Liderlik anlayışımız, ulaşılabilir ve paylaşımcı olmak üzerine kuruludur. Tersine Mentorluk programımızla, genç nesil çalışma arkadaşlarımızın bilgi ve bakış açılarından üst düzey yöneticilerimizin faydalanmasını sağlayarak kuşaklar arası köprüler kuruyoruz. Hasbihal Görüşmeleri uygulamamız ise, her seviyeden çalışma arkadaşımızın üst yönetimle samimi bir ortamda bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunmasına olanak tanıyor. Tüm bu uygulamalar, hiyerarşiden arındırılmış, açık iletişime dayalı ve her bir bireyin kendini değerli hissettiği bir çalışma ortamı yaratma hedefimizin somut yansımalarıdır. Biz, Kuveyt Türk’ü sadece bir iş yeri değil, ortak hedeflere birlikte yürüyen büyük bir aile olarak görüyoruz.

4.2025’te bankanız ekonomiye, reel sektöre ne kadar kaynak sağladı? 2026’da ne kadarlık artış hedefliyorsunuz?

2025 yılı, Kuveyt Türk’ün reel ekonomiye olan desteğini güçlü bir şekilde sürdürdüğü, bilanço sağlığını koruyarak istikrarlı büyümesini devam ettirdiği bir dönem olmuştur. Yıl sonu itibarıyla, toplam aktiflerimizi bir önceki yıla kıyasla yüzde 58,7 oranında artırarak 1 trilyon 352 milyar TL seviyesine ulaştırdık. Bu güçlü performans, katılım finans sektöründeki lider konumumuzu pekiştirirken, bankacılık sektöründeki ilk 10 banka arasındaki yerimizi de sağlamlaştırdı. En önemlisi, bu büyümenin motor gücünü reel sektöre ve ülke ekonomisine sağladığımız kaynaklar oluşturdu. Kullandırdığımız fon büyüklüğü, yüzde 50,5’lik bir artışla 654 milyar TL’yi aşarak, üretim, yatırım ve ihracat yapan firmalarımızın en büyük destekçisi olduğumuzu bir kez daha teyit etti.

Bu dönemde sadece kaynak sağlamakla kalmadık, aynı zamanda bu kaynakların kalitesini de en üst seviyede tuttuk. Takipteki alacaklar oranımızı yüzde 1,98 gibi sektör ortalamasının oldukça altında bir seviyede tutmayı başardık. Bu durum, ihtiyatlı risk yönetimi anlayışımızın ve müşterilerimizle kurduğumuz sağlam ve uzun soluklu ilişkinin bir sonucudur. Toplanan fonlarımız yüzde 53,7 artışla 900 milyar TL’ye ulaşırken, bu fonların yüzde 60’tan fazlasının vadesiz hesaplardan oluşması, müşterilerimizin bankamıza duyduğu güvenin ve düşük maliyetli kaynak yapımızın en önemli göstergesidir. 40,4 milyar TL’ye ulaşan net dönem kârımız ve yüzde 39,65 seviyesindeki özkaynak kârlılığımız, bu başarılı tablonun finansal yansımalarıdır.

2026 yılına dair hedefimiz, bu sürdürülebilir ve kârlı büyüme performansını devam ettirmektir. Reel ekonominin ihtiyaçlarını yakından takip ederek, özellikle katma değerli üretim, teknoloji yatırımları, yeşil dönüşüm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik finansman desteğimizi artıracağız. Rakam odaklı bir büyümeden ziyade, nitelikli, verimli ve ülke ekonomisine en yüksek faydayı sağlayacak bir büyüme stratejisi izleyeceğiz. Sağlam bilanço yapımızdan ve aktif kalitesi önceliğimizden ödün vermeden, 2026 yılında da reel sektörün en güvenilir finansal çözüm ortağı olmayı sürdüreceğiz. Bu doğrultuda, pazar koşullarına ve makroekonomik gelişmelere paralel olarak, kaynaklarımızı en etkin şekilde yönlendirmeye devam edeceğiz.

5.Kredi portföyünüzde hangi alanlar, sektörler ne kadarlık pay alıyor?

Kuveyt Türk’ün finansman portföyü, reel ekonomiyi tabana yaygın bir şekilde destekleme stratejimiz doğrultusunda, dengeli ve çeşitlendirilmiş bir yapıya sahiptir. Portföyümüzün ağırlıklı kısmını, ülke ekonomisinin lokomotifi olan tüzel müşterilerimiz oluşturmaktadır. Özellikle KOBİ segmenti, kuruluşumuzdan bu yana stratejik önceliğimiz olmuştur ve bu alanda güçlü bir pazar payına sahibiz. KOBİ’lere sunduğumuz finansal çözümler, sadece finansman sağlamanın ötesinde, onların büyüme yolculuklarına eşlik eden bir danışmanlık anlayışını da içermektedir. Son yıllarda, büyük ölçekli yatırımları ve projeleri desteklemek amacıyla kurumsal finansmanların portföyümüzdeki payını da stratejik olarak artırıyoruz. Bu segmentteki büyüme, riskin dağıtılması ve sürdürülebilir kârlılık hedeflerimizle tam bir uyum içindedir.

Tüzel segmentteki ürün yelpazemiz, müşterilerimizin farklı ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde oldukça geniştir. Büyük altyapı ve enerji projelerini hayata geçiren proje finansmanı, işletmelerin makine ve teçhizat yatırımlarını kolaylaştıran leasing çözümleri ve firmalarımızın küresel pazarlardaki rekabet gücünü artıran dış ticaret finansmanı ürünleri, portföyümüzün önemli bileşenleridir. Geniş muhabir ağımız ve bu alandaki derin tecrübemiz, bizi dış ticaret finansmanında sektörün önde gelen oyuncularından biri yapmaktadır. Bu çeşitlilik, Kuveyt Türk’ün tüzel segmentteki güçlü varlığını daha da pekiştirmektedir.

Bireysel müşteri tarafında ise, özellikle konut ve taşıt finansmanında sektördeki öncü konumumuzu koruyoruz. Bu ürünler, bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılarken, bankamızın bireysel segmentteki etkinliğini de artırmaktadır. Bununla birlikte, son yıllarda kredi kartları alanında dikkat çekici bir büyüme ivmesi yakaladık. Dijitalleşme ve değişen tüketici alışkanlıklarına paralel olarak, Sağlam Kart markamızla sunduğumuz yenilikçi çözümler sayesinde kredi kartlarının portföyümüzdeki payı giderek artmaktadır. Bu artışın önümüzdeki dönemde de devam edeceğini öngörüyoruz. Özetle, Kuveyt Türk olarak hem tüzel hem de bireysel segmentte, riskleri dengeli bir şekilde yöneten ve sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen bir portföy stratejisi izlemekteyiz.

6.Kurumsal ve Ticari bankacılıkta nasıl bir organizasyon ile hangi müşteri segmentlerine hizmet veriyorsunuz? Firmalara, işletmelere sunduğunuz destekleri nasıl özetlersiniz?

Kurumsal ve Ticari bankacılıkta benimsediğimiz temel felsefe, “danışman bankacılığı” anlayışıdır. Müşterilerimizi sadece birer hesap numarası olarak değil, uzun vadeli stratejik ortaklar olarak görüyoruz. Bu vizyonla, onlara yalnızca finansman sağlamanın ötesinde, işlerini büyütmelerine, verimliliklerini artırmalarına ve risklerini yönetmelerine yardımcı olacak bütüncül çözümler sunuyoruz. Saha ekiplerimizin yetkinliklerini sürekli eğitimlerle artırarak, onları müşterilerimizin sektörünü, iş modelini ve hedeflerini derinlemesine anlayan birer finansal danışman olarak konumlandırıyoruz. Merkezdeki ürün geliştirme ve strateji birimlerimizle saha ekiplerimiz arasındaki güçlü sinerji, müşteri ihtiyaçlarına hızlı ve etkin çözümler üretmemizi sağlıyor.

Geniş bayi ağına sahip kurumsal firmalarımızın nakit akışını verimli bir şekilde yönetmeleri için Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS) ve Tedarikçi Finansman Sistemi (TFS) gibi dijital çözümler sunuyoruz. Bu sistemler, tahsilat ve ödeme süreçlerini otomatize ederek operasyonel yükü azaltıyor ve firmalara öngörülebilir bir nakit akışı sağlıyor. Dış ticaret yapan müşterilerimiz için ise ithalat ve ihracat işlemlerini uçtan uca dijital kanallarımız üzerinden yönetebilecekleri güçlü bir altyapı sunuyoruz. Bu sayede firmalar, şubeye gitmeden, dış ticaret faaliyetlerini daha hızlı, güvenli ve kontrollü bir şekilde yürütebiliyorlar.

KOBİ’lerimize yönelik ise, onların özel ihtiyaçlarına odaklanan bir dizi ürün ve hizmet geliştiriyoruz. Online Finansman platformumuzla finansmana erişimi kolaylaştırırken, Sağlam Business Kart ile harcamalarını yönetmelerine yardımcı oluyoruz. Tarım sektöründeki üreticilerimize Tarım POS gibi özel çözümler sunuyoruz. Finansal desteğin yanı sıra, KOBİ’lerimizin dijitalleşme, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma gibi alanlarda da gelişimini önemsiyoruz. Bu doğrultuda, onlara sadece finansal değil, aynı zamanda yönetimsel ve operasyonel konularda da yol gösteren bir çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde, yeşil finansman ve sürdürülebilirlik alanında da firmalarımızın dönüşüm yolculuklarına destek olacak özel ürünler geliştirmeye odaklanacağız.

7.Son dönemdeki koşullar altında işletmelerin öncelikli ihtiyaçların neler olduğunu gözlemliyorsunuz?

Sahadaki ekiplerimiz ve müşterilerimizle yaptığımız yakın temaslar neticesinde, ticari kredi faizlerinin Mart 2026 itibarıyla yüzde 59 seviyesine yaklaştığı günümüz ekonomik koşullarında işletmelerin öncelikli ihtiyacının başında nakit akışının etkin ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi geldiğini gözlemliyoruz. Değişen tahsilat ve ödeme vadeleri, işletme sermayesi ihtiyacını her zamankinden daha kritik hale getirmiştir. Bu bağlamda likidite yönetimi, artık sadece bir finansal gereklilik değil, aynı zamanda şirketlerin dayanıklılığını ve esnekliğini belirleyen stratejik bir yetkinlik haline gelmiştir. Öngörülebilir ve sağlıklı bir nakit akışı planlaması, firmaların belirsizliklere karşı en önemli güvencesidir.

İkinci olarak, artan maliyet baskısı firmaları verimlilik odaklı çözümler aramaya itmektedir. Enerji, hammadde ve işçilik gibi temel üretim girdilerindeki maliyet artışları, kâr marjları üzerinde önemli bir baskı oluşturmaktadır. Bu nedenle, işletmeler operasyonel verimliliği artıracak teknoloji yatırımlarına, süreç otomasyonuna ve birim maliyetleri düşürecek yenilikçi iş modellerine odaklanmaktadır. Dijitalleşme, bu süreçte sadece bir tercih olmaktan çıkıp, rekabette ayakta kalabilmek için bir zorunluluk haline gelmiştir. Verimliliği artıran her yatırım, firmaların rekabet gücünü doğrudan etkilemektedir.

Üçüncü bir önemli ihtiyaç ise pazar çeşitlendirmesi ve yeni ihracat fırsatlarıdır. Küresel talepteki dalgalanmalar, firmaları geleneksel pazarların dışına çıkmaya teşvik etmektedir. Özellikle Körfez, Orta Asya ve Afrika gibi gelişmekte olan pazarlar, Türk şirketleri için önemli bir büyüme potansiyeli sunmaktadır. Bu yeni pazarlara açılma sürecinde, doğru finansman modellerine, dış ticaret garantilerine ve danışmanlık hizmetlerine olan ihtiyaç belirgin bir şekilde artmıştır. Biz de finans kurumu olarak, firmalarımızın bu küresel yolculuklarında onlara güvenli bir rota çizmelerine destek oluyoruz.

Son olarak, tüm bu süreçleri yönetecek nitelikli insan kaynağına olan talep giderek artmaktadır. Teknoloji, dijital pazarlama, veri analitiği ve uluslararası ticaret gibi alanlarda yetkin çalışanlara sahip olmak, şirketler için en önemli rekabet avantajlarından biridir. Çalışanlarına yatırım yapan, onların gelişimine olanak tanıyan ve motivasyonu yüksek bir çalışma ortamı sunan firmaların, bu zorlu dönemden daha da güçlenerek çıkacağına inanıyoruz. Bu dört temel ihtiyaç, günümüz iş dünyasının dinamiklerini ve firmaların stratejik önceliklerini şekillendirmektedir.

8.Tüm dünyada örneğin finansman seçeneklerindeki sınırlamalar başta olmak üzere içinde bulunduğumuz genel koşullar göz önüne alındığında, firmaların önümüzdeki dönemde en çok nelere dikkat etmeliler? Nelere odaklanmalılar?

İçinde bulunduğumuz küresel ekonomik konjonktürde, işletmelerin önümüzdeki dönemde her zamankinden daha stratejik ve basiretli hareket etmeleri gerekiyor. Bu süreçte odaklanmaları gereken ilk konu, finansal dayanıklılık ve verimliliktir. Büyüme, elbette önemlidir; ancak artık tek başına yeterli bir gösterge değildir. Sürdürülebilir kârlılığa dayalı, sağlam bir bilanço yapısı ve etkin bir risk yönetimi, bir firmanın ekonomik dalgalanmalara karşı direncini belirleyen en temel unsurlardır. Ortalama fonlama maliyetinin yüzde 37 düzeyinde olduğu ve finansman kaynaklarına erişimin daha seçici hale geldiği bu dönemde, mevcut kaynakların en verimli şekilde kullanılması ve operasyonel maliyetlerin optimize edilmesi kritik önem taşımaktadır.

İkinci olarak, dijital dönüşüm ve teknoloji adaptasyonu artık bir seçenek değil, bir zorunluluktur. Yapay zekâ, veri analitiği ve otomasyon gibi teknolojiler, sadece operasyonel verimliliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda müşteri davranışlarını daha iyi anlama, kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler sunma ve yeni iş modelleri geliştirme imkânı tanıyor. Piyasaları doğru okuyabilen, veriye dayalı kararlar alabilen ve iş süreçlerini dijitalleştiren firmalar, rakiplerine karşı önemli bir avantaj elde edecektir. Bu dönüşüm, sadece teknoloji yatırımı değil, aynı zamanda bir zihniyet ve kültür değişimi gerektirmektedir.

Üçüncü ve giderek daha fazla önem kazanan bir diğer odak alanı ise sürdürülebilirliktir. Sürdürülebilirlik, artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi veya pazarlama unsuru değildir. Çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterleri, hem yatırımcıların hem de tüketicilerin karar mekanizmalarında giderek daha fazla rol oynamaktadır. Ayrıca, uluslararası regülasyonlar ve tedarik zinciri beklentileri, firmaları bu alanda somut adımlar atmaya zorlamaktadır. Yeşil dönüşüme yatırım yapan, karbon ayak izini azaltan ve sosyal sorumluluklarını yerine getiren şirketler, uzun vadede hem marka değerlerini artıracak hem de yeni finansman imkânlarına daha kolay erişim sağlayacaktır. Biz de Kuveyt Türk Finans Grubu olarak, tüm iştiraklerimizle birlikte müşterilerimizin bu dönüşüm yolculuğunda yanlarında olmaya devam edeceğiz.

9.Tüm bu desteklerinin yanı sıra şirketlere sunduğunuz eğitim, danışmanlık hizmetleriniz var mı? Varsa bunlar nelerdir?

Kuveyt Türk olarak, müşterilerimizle olan ilişkimizi salt bir finansman sağlayıcı-müşteri ilişkisinin ötesinde, bir çözüm ortaklığı olarak görüyoruz. Bu ortaklığın temelinde ise “danışman bankacılığı” yaklaşımımız yatmaktadır. Her firmanın iş modeli, nakit akış döngüsü ve sektörel dinamikleri farklıdır. Bu nedenle, standart bir ürün sunmak yerine, müşterimizin işleyişini derinlemesine analiz ederek ona en uygun finansal mimariyi birlikte tasarlıyoruz. Saha ekiplerimiz, bu süreçte müşterilerimize birer danışman olarak eşlik eder; nakit yönetimi, risk minimizasyonu ve verimlilik artışı gibi konularda proaktif önerilerde bulunurlar.

Özellikle dijitalleşme ve teknoloji entegrasyonu alanında butik bir danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Şirketlerin kendi muhasebe ve ERP sistemleriyle bankacılık işlemlerini entegre etmelerini sağlayan API çözümlerimiz, bu yaklaşımın en somut örneğidir. Her firmanın işlem hacmi ve operasyonel yapısı farklı olduğu için, bu entegrasyon sürecini müşterimizle birlikte tasarlıyor ve uygulamaya alıyoruz. Bu, sadece teknik bir kurulum değil, aynı zamanda firmanın finansal süreçlerini daha verimli, kontrollü ve otomatik bir yapıya kavuşturmasına yönelik stratejik bir danışmanlıktır. Bu sayede, müşterilerimizin operasyonel verimlilik kazanmasına ve ana işlerine daha fazla odaklanmasına katkı sağlıyoruz.

Saha kadrolarımızı birer danışman olarak konumlandırma vizyonumuz doğrultusunda, onların yetkinliklerini düzenli ve kapsamlı eğitim programlarıyla sürekli geliştiriyoruz. Bu eğitimler, sadece ürün bilgisiyle sınırlı kalmayıp, sektörel analiz, finansal okuryazarlık, risk yönetimi ve müşteri ilişkileri yönetimi gibi konuları da kapsamaktadır. Amacımız, her bir çalışanımızın, müşterisinin sektörüne özel önerilerde bulunabilen, yatırım ve dış ticaret süreçlerinde yol gösterebilen ve dijitalleşme yolculuğunda rehberlik edebilen, güvenilir bir finansal danışman olmasını sağlamaktır. Bizim için danışmanlık, paket bir hizmetten ziyade, müşterilerimizle kurduğumuz uzun soluklu ve güvene dayalı ilişkinin doğal bir parçasıdır.

10.Hep krediden bahsettik… Müşterilerinizin yatırımlarını değerlendireceği ürünlerinizden söz eder misiniz?

Kuveyt Türk olarak, müşterilerimize sunduğumuz hizmetleri finansman ile sınırlamıyor, onların birikim ve yatırım ihtiyaçlarına da katılım finans prensipleri doğrultusunda kapsamlı çözümler sunuyoruz. 2025 ve 2026 yıllarında bireysel bankacılık stratejimizin merkezinde, müşteri ilişkilerinde derinleşme ve 360 derece hizmet anlayışı yer alıyor. Müşterilerimizin finansal sağlığını bütünsel bir yaklaşımla ele alıyor, onların sadece bugünkü ihtiyaçlarına değil, gelecekteki hedeflerine de odaklanan bir deneyim sunmayı amaçlıyoruz. Bu vizyonla, tasarruflarını en verimli ve güvenli şekilde değerlendirebilecekleri geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz.

Müşterilerimizin farklı vade ve getiri beklentilerine uygun olarak tasarladığımız katılma hesaplarımız, birikim yönetimi ürünlerimizin temelini oluşturuyor. Klasik katılma hesaplarının yanı sıra, farklı avantajlar sunan İncir, Hoş Geldin ve Sepet Hesap gibi özel ürünlerimizle çeşitlendirilmiş seçenekler sunuyoruz. Bu hesaplar, müşterilerimizin birikimlerini reel ekonomiyi destekleyen projelere yönlendirerek, hem faizsiz kazanç elde etmelerini hem de ülke ekonomisine katkıda bulunmalarını sağlıyor. Dijital kanallarımız üzerinden bu hesapların kolayca açılabilmesi ve yönetilebilmesi, müşterilerimize büyük bir kolaylık ve esneklik sunmaktadır.

Özellikle varlık yönetimi ve özel bankacılık alanında, kişiselleştirilmiş hizmet anlayışımızla öne çıkıyoruz. Bu segmentteki müşterilerimize, sukuk (kira sertifikası), altın, katılım esaslı yatırım fonları ve diğer faizsiz sermaye piyasası araçlarından oluşan zengin bir portföy sunuyoruz. İştirakimiz KT Portföy tarafından yönetilen, aralarında Türkiye’nin ilk sürdürülebilirlik odaklı katılım fonunun da bulunduğu yatırım fonlarımız, müşterilerimize farklı risk ve getiri profillerine uygun yatırım imkânları sağlıyor. Özel bankacılık müşterilerimize atadığımız portföy yöneticileri, finansal hedefleri doğrultusunda onlara özel yatırım stratejileri geliştirerek, birikimlerini en doğru şekilde yönlendirmelerine yardımcı oluyor.

11.Yenilikçi ürünler geliştirme ve bankanızın kaynaklarını çeşitlendirme doğrultusunda gerçekleştirdiğiniz çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

“Rotamız Dijital, Odağımız İnsan” vizyonumuz, yenilikçi ürün geliştirme ve kaynak çeşitlendirme stratejimizin temelini oluşturuyor. Dijital dönüşümü, sadece işlem kanallarını dijitalleştirmek olarak değil, müşteri yolculuklarını uçtan uca yeniden tasarlamak olarak görüyoruz. Bu kapsamda, veri analitiği, robotik süreç otomasyonu ve yapay zekâ gibi teknolojileri iş süreçlerimizin merkezine yerleştiriyoruz. Örneğin, dijital asistanımız Selim, doğal dil işleme yeteneğiyle 7/24 müşterilerimizin sorularını yanıtlayarak onlara kesintisiz bir hizmet sunuyor. Açık bankacılık altyapımız sayesinde ise müşterilerimiz, farklı bankalardaki hesaplarını Kuveyt Türk Mobil üzerinden tek bir ekrandan yönetebiliyor, bu da onlara bütüncül bir finansal kontrol imkânı tanıyor.

Şube ve dijitalin birleştiği hibrit bir model olan Self Nokta hizmet noktalarımız, bu alandaki yenilikçi yaklaşımımızın bir diğer örneğidir. Müşterilerimiz, Self Nokta cihazları üzerinden görüntülü görüşme ile müşteri temsilcimize bağlanarak birçok bankacılık işlemini şubeye gitmeden, hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Bu model, hizmet ağımızı daha verimli bir şekilde genişletmemize olanak tanırken, maliyet etkinliği de sağlıyor. Mobil kanallar üzerinden müşteri edinimi konusunda da önemli adımlar attık. Artık mevcut bireysel müşterilerimiz, Kuveyt Türk Mobil üzerinden görüntülü görüşmeye gerek kalmadan, birkaç adımda şahıs firması veya çiftçi hesabı açabiliyor.

Tüzel müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik dijital çözümler geliştirmeye de büyük önem veriyoruz. Dış ticaret işlemlerinden POS ve teminat mektubu başvurularına, çek-senet işlemlerinden maaş ödemelerine kadar birçok kurumsal hizmeti, hem Kuveyt Türk Mobil hem de internet şubemiz üzerinden sunuyoruz. Online Finansman platformumuz, KOBİ’lerin finansmana erişimini ciddi anlamda hızlandırıyor ve kolaylaştırıyor. Bankacılık sektöründe bir ilk olan Empatika Nöropazarlama Araştırma Merkezimiz, müşteri davranışlarını nörobilimsel yöntemlerle analiz ediyor. Bu yaklaşım, dijital ürünlerimizi sadece teknik olarak değil, aynı zamanda “insana dokunan” ve duygusal bağ kuran bir şekilde geliştirmemize yardımcı oluyor. Bu bütüncül ve yenilikçi yaklaşım, bizi sektörde farklı bir konuma taşıyor.

12.Çalışan deneyimini geliştirmek adına yeni teknolojilerden, uygulamalar için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Kuveyt Türk olarak, “önce çalışan, önce insan” felsefesini kurum kültürümüzün merkezine yerleştiriyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın mutluluğu ve gelişiminin, kurumumuzun sürdürülebilir başarısının anahtarı olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, “Rotamız Dijital, Odağımız İnsan” vizyonumuzu sadece müşterilerimize değil, aynı zamanda iç süreçlerimize ve çalışan deneyimine de yansıtıyoruz. Dijital dönüşümü, çalışma arkadaşlarımızın iş hayatını kolaylaştıran, verimliliklerini artıran ve onlara stratejik işlere odaklanmaları için zaman kazandıran bir araç olarak görüyoruz. Bu süreçte, onların yetkinliklerini artırmak ve geleceğin iş dünyasına hazırlamak en temel önceliklerimizden biridir.

Bu vizyon kapsamında, analitik kültürü organizasyonumuzun geneline yaymak için somut adımlar atıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın güvenilir ve kaliteli veriyi kullanarak daha isabetli kararlar almalarını teşvik ediyoruz. Yapay zekâ ve özellikle üretken yapay zekâ (GenAI) teknolojilerinin sunduğu imkânları, çalışan deneyimini iyileştirmek için aktif olarak kullanıyoruz. Bu doğrultuda, çalışanlarımıza yönelik geliştirdiğimiz akıllı asistan projemiz, günlük rutin görevleri otomatize ederek ve bilgiye anında erişim sağlayarak onların iş yükünü hafifletmeyi hedefliyor. Bu asistan, çalışma arkadaşlarımızın daha katma değerli ve stratejik konulara odaklanmasına olanak tanıyacak.

Operasyonel verimliliği artırmaya yönelik yenilikçi GenAI projelerimizle, iç süreçlerimizi daha akıllı ve hızlı hale getiriyoruz. Örneğin, çalışanlarımıza yönelik geliştirdiğimiz ve Palmi adını verdiğimiz yapay zekâ destekli çözümümüz, iş süreçlerinde onlara rehberlik ederek verimliliklerini artırıyor. Ayrıca, sürekli eğitim ve gelişim felsefemiz doğrultusunda, dijital platformlar üzerinden sunduğumuz eğitimlerle çalışma arkadaşlarımızın yeni teknolojilere adaptasyonunu sağlıyoruz. Tüm bu çabalar, teknolojiyi sadece bir verimlilik aracı olarak değil, aynı zamanda daha mutlu, daha yetkin ve daha motive bir çalışma ortamı yaratmanın bir unsuru olarak gördüğümüzün en net göstergesidir.

13.Bankanızın sürdürülebilirlik yaklaşımını nasıl özetlersiniz?

Kuveyt Türk olarak sürdürülebilirliği, iş stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve bu konuyu sadece çevresel bir duyarlılık olarak değil; ekonomik, sosyal ve yönetişimsel boyutlarıyla bütüncül bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Kurumsal stratejimizin temel hedeflerinden biri olan ‘sürdürülebilir bir dünya inşa etmeye öncülük etmek’ vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu kapsamda, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, atık yönetimi ve sosyal etki yaratan projelere finansman sağlayarak, kaynaklarımızı daha yaşanabilir bir gelecek için seferber ediyoruz. Sürdürülebilirlik, bizim için sadece bir raporlama faaliyeti değil, karar alma mekanizmalarımıza ve iş yapış biçimimize entegre ettiğimiz temel bir ilkedir.

Bu yaklaşımımızın en somut adımlarından biri, Isparta’da devreye aldığımız 13,7 MWp gücündeki Güneş Enerji Santrali (GES) projemizdir. Bu santral sayesinde, Türkiye genelindeki tüm lokasyonlarımızın elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 80’ini temiz ve yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyoruz. Bu yatırım, karbon emisyonlarımızı ciddi oranda azaltma kararlılığımızın bir göstergesidir. Müşteri tarafında ise, elektrikli ve hibrit araç finansmanından yeşil bina yatırımlarına, enerji verimliliği projelerinden tarımda modern sulama sistemlerine kadar geniş bir yelpazede çevre dostu çözümleri finanse ediyoruz. Bu desteklerle, müşterilerimizin de yeşil dönüşüm yolculuklarında yanlarında yer alıyoruz.

Sürdürülebilirlik alanındaki öncülüğümüzü finansal ürünlerimize de yansıtıyoruz. Yüzde 100 iştirakimiz olan KT Portföy bünyesinde, Türkiye’nin katılım esaslı ilk Sürdürülebilirlik Katılım Fonu’nu kurduk. Bu fon, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performansları yüksek olan şirketlere yatırım yaparak, tasarruf sahiplerinin birikimlerini sorumlu yatırım alanlarına yönlendirmelerine olanak tanıyor. Ayrıca, 2026 Sürdürülebilirlik Strateji Planımız ile bu alandaki hedeflerimizi somut ve ölçülebilir bir yol haritasına bağladık. Tüm paydaşlarımızın sürdürülebilirlik farkındalığını artırmaya yönelik yayın ve iletişim faaliyetlerimizle de toplumsal bir bilinç oluşturmaya katkı sağlıyoruz.

14.Ülkemizin ne yazık ki önemli problemlerinden biri de yüksek enflasyon… Enflasyonla mücadele konusunda Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı özetle sürdürülen program hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Kurda anormal hareketlenmeler bekliyor musunuz?

2025 yılı, Türkiye ekonomisi için dezenflasyon sürecinin önceliklendirildiği ve bu doğrultuda kararlı adımların atıldığı bir dönem oldu. Ekonomi yönetiminin fiyat istikrarını sağlamak amacıyla uyguladığı para ve maliye politikaları eşgüdümünü, uzun vadeli makroekonomik istikrar açısından son derece olumlu ve gerekli buluyoruz. Parasal sıkılaşma sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi ve mali disiplini destekleyici adımların atılması, enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına geçiş için sağlam bir zemin oluşturmaktadır. Finans sektörü olarak biz de bu süreçte, ihtiyatlı duruşumuzu koruyarak ve reel ekonomiyi destekleyerek üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirdik.

Bankacılık sektörü, bu dönemde güçlü sermaye yapısı ve yüksek aktif kalitesi sayesinde dayanıklılığını bir kez daha kanıtlamıştır. Biz de Kuveyt Türk olarak, finansal istikrarı önceliklendiren, dengeli ve sürdürülebilir büyümeye odaklanan bir strateji izledik. Önümüzdeki dönemde, uygulanan programın etkilerinin daha belirgin hale gelmesiyle birlikte enflasyonda kalıcı bir düşüş eğiliminin sağlanacağına inanıyoruz. Bu süreçte, politikaların öngörülebilirliği ve iletişimin şeffaflığı, hem piyasa güveni hem de yatırım ortamının iyileşmesi açısından kritik rol oynamaya devam edecektir.

2026 yılında, dezenflasyon sürecindeki kazanımların korunmasıyla birlikte finansal koşullarda kademeli bir normalleşme bekliyoruz. Kur tarafında ise, mevcut para politikası duruşu, güçlenen rezervler ve ekonomi yönetimine duyulan güven sayesinde öngörülebilirliği bozan anormal bir hareketlenme beklemiyoruz. Nitekim Şubat 2026 itibarıyla dolar kurunun 43,80 TL seviyesindeki seyri, bu beklentimizi desteklemektedir. Beklentimiz, kur seviyesinin ekonomik temellerle uyumlu, dengeli ve istikrarlı bir seyir izlemesi yönündedir. Bu durum, hem reel sektörün yatırım ve üretim planlamalarını daha sağlıklı yapabilmesi hem de finansal sistemin istikrarı açısından sürdürülebilir bir görünüm sunacaktır. Özetle, 2026 yılında finans sektörü olarak odak noktamız; finansal istikrarı korumak, dengeli büyümeyi sürdürmek ve ülkemizin dezenflasyon hedeflerine ulaşma sürecinde reel ekonomiye desteğimizi artırarak devam ettirmek olacaktır.

3 doğrulanmış uyarı

Orta önem · 3

Orta önemDiğer Metnin geneli

Okunması zor uzun cümle (40+ kelime): Soru 11, 3. paragrafta yer alan 'Bankacılık sektöründe bir ilk olan Empatika Nöropazarlama Araştırma Merkezimiz ise, müşteri davranışlarını nörobilimsel yöntemlerle analiz ederek, dijital ürünlerimizi sadece teknik olarak değil, aynı zamanda “insana dokunan” ve duygusal bağ kuran bir şekilde geliştirmemize yardımcı oluyor.' cümlesi 41 kelime uzunluğundadır ve tek bir fikir yerine birden fazla karmaşık fikri birleştirmektedir.

Orta önemDiğer Metnin geneli

Okunması zor uzun cümle (40+ kelime): Metinde 40 kelimeyi aşan, okunması ve anlaşılması güç bir cümle bulunmaktadır. (Örnek: 7. sorunun ilk paragrafı)

Orta önemDiğer Metnin geneli

Tekrar eden fikirler: 'Danışman bankacılığı' ve saha ekiplerinin bu yönde eğitilmesi fikri hem 6. hem de 9. sorunun cevaplarında belirgin bir şekilde tekrar edilmektedir. Bu durum, metnin genelinde hafif bir tekrara yol açmaktadır.