# Kuveyt Türk’ün katılım finans alanındaki konumu, pazar büyüklüğü ve…

_Metin türü: Kurumsal İletişim Metni · Tarih: 5 Mart 2026 · Kalite skoru: 94/100 · Dil: Türkçe_

**1.	Kuveyt Türk’ün katılım finans alanındaki konumu, pazar büyüklüğü ve rakiplerinden ayrılan özelliklerinin neler olduğunu düşünüyorsunuz?**

Kuveyt Türk olarak, 1989 yılında faizsiz finans ilkeleriyle çıktığımız bu yolda, bugün katılım finans sektörünün öncü ve lider kurumu olmanın gururunu yaşıyoruz. Misyonumuz, kurulduğumuz ilk günden itibaren reel ekonomiyi destekleyen, değer odaklı ve paylaşımcı bir finans anlayışını ülkemizde kökleştirmek oldu. Bu vizyon doğrultusunda hem bireysel hem de tüzel müşterilerimize sunduğumuz geniş ürün ve hizmet yelpazesiyle finansal kapsayıcılığı artırırken, sektörümüzün sürdürülebilir büyümesine de yön veriyoruz. 2025 yıl sonu itibarıyla toplam aktiflerimizi bir önceki yıla göre yüzde 58,7 gibi güçlü bir oranda artırarak 1,35 trilyon TL seviyesine taşıdık. Bu performansla bankacılık sektöründeki 10. en büyük banka konumumuzu korurken, katılım finans sektöründeki liderliğimizi de pekiştirdik.

Bizi rakiplerimizden ayıran en temel özelliklerden biri, bütüncül bir finans grubu yaklaşımıyla hareket etmemizdir. Kuveyt Türk Finans Grubu çatısı altında; hayat dışı katılım sigortacılığında Neova Katılım Sigorta, finansal teknolojilerde Architecht, portföy yönetiminde Kuveyt Türk Portföy, yatırım hizmetlerinde Kuveyt Türk Yatırım, emeklilik ve hayat sigortacılığında Katılım Emeklilik, ödeme sistemlerinde Sağlam Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri ve Avrupa’da faaliyet gösteren KT Bank AG gibi güçlü iştiraklerimizle entegre bir yapı oluşturuyoruz. Bu kapsayıcı ekosistem, müşterilerimizin yalnızca bankacılık değil, tüm finansal ihtiyaçlarına 360 derece çözümler sunmamızı sağlıyor. Bu sayede, müşterilerimizle sadece bir işlem ilişkisi değil, uzun soluklu bir çözüm ortaklığı kuruyoruz.

Dijitalleşme, teknoloji ve inovasyon alanındaki öncü yatırımlarımız, bizi sektörde farklılaştıran bir diğer önemli unsurdur. Katılım finans modelini geleceğe taşırken, sade, hızlı ve erişilebilir çözümlerle müşteri deneyimini sürekli olarak geliştiriyoruz. Altın bankacılığı alanına adım atan ilk katılım finans kuruluşu olmamız ve Türkiye’de ilk sürdürülebilir sukuk ihracını gerçekleştirmemiz gibi sayısız ilke imza attık. Kuveyt Türk API Market üzerinden sunduğumuz yüzlerce API ile fintek ekosistemine yön veriyor, Lonca Girişimcilik Merkezi ile geleceğin finansal teknolojilerini bugünden destekliyoruz. “Değerlerimizi geleceğe taşımak” misyonumuz, bizi sadece finansal bir kurum olmanın ötesinde, ülkenin ekonomik ve kültürel gelişimine katkı sağlayan sorumlu bir paydaş olarak konumlandırıyor.

**2.	Bankanızın 2026 büyüme perspektifinde öncelikli konular, alanlar neler olacak? Bunun için oluşturduğunuz stratejiyi nasıl özetlersiniz?**

2026 yılına, 2025’te elde ettiğimiz güçlü finansal sonuçlar ve sağlam bilanço yapımızla giriyoruz. Ortalama fonlama maliyetinin yüzde 38 seviyesinde seyrettiği bir konjonktürde, stratejimizin merkezinde “Rotamız Dijital, Odağımız İnsan” vizyonumuz yer alıyor. Önceliğimiz, insan odaklı bankacılık anlayışımızla hem müşterilerimizin hem de kurumumuzun ortak faydasını gözeten kârlı ve sürdürülebilir bilanço yapımızı korumak olacak. Reel ekonomiye, özellikle üretim, yatırım ve ihracata olan desteğimizi artırarak ülkemizin kalkınmasına katkı sunmaya devam edeceğiz. Bunu yaparken, yüzde 1,98 gibi sektör ortalamasının altında seyreden takipteki alacak oranımızın da gösterdiği yüksek aktif kalitesi hedefimizden ve ihtiyatlı risk yönetimi anlayışımızdan asla taviz vermeyeceğiz.

Stratejimizin ikinci temel direği, verimlilik, inovasyon ve dijitalleşmedir. Süreçlerimizi sadeleştirmek, yapay zekâ destekli hizmetlerle dijital kapasitemizi artırmak ve operasyonel mükemmelliğe ulaşmak ana hedeflerimiz arasında yer alıyor. İnovasyonu ve teknolojiyi yalnızca verimlilik artırıcı bir etken olarak değil, aynı zamanda müşterilerimizin deneyimini zenginleştiren ve kişiselleştiren bir araç olarak konumlandırıyoruz. Bu doğrultuda, veri analitiği yetkinliklerimizi geliştirmek için hayata geçirdiğimiz Veri Nimet Programı ve yapay zekâ çözümlerini test ettiğimiz AI Lab gibi girişimlerle kurumumuzun geleceğe hazır yetkinliklerini güçlendiriyoruz. Dijital asistanımız Selim ve Self Nokta gibi hibrit hizmet kanallarımızla müşterilerimize kesintisiz bir deneyim sunmayı sürdüreceğiz.

Üçüncü olarak, “finans grubu” yaklaşımımızı daha da güçlendireceğiz. İştiraklerimizle oluşturduğumuz sinerjiyi artırarak, müşterilerimize bireysel veya tüzel ayrımı olmaksızın 360 derece kapsamlı hizmet sunan bir ekosistem bankacılığı modelini derinleştireceğiz. Müşterilerimizle olan ilişkimizi bir adım öteye taşıyarak “danışman bankacılığı” anlayışını tüm iş süreçlerimize entegre edeceğiz. Amacımız, sadece finansal çözüm ortağı olmak değil, müşterilerimizin büyüme yolculuklarında onlara stratejik bir yol arkadaşı olmaktır. Bu kapsamda, sürdürülebilir finansman alanında yenilenebilir enerji ve çevre dostu projelere verdiğimiz desteği artırarak toplumsal sorumluluğumuzu da yerine getireceğiz.

**3.	Kuveyt Türk’te oluşturduğunuz kurum kültürünü ve çalışma ortamını nasıl tanımlarsınız?**

Kuveyt Türk’te, tüm başarılarımızın temelinde insanı merkeze alan, değer odaklı ve katılımcı bir kurum kültürü yatmaktadır. Altı yıl üst üste “Türkiye’nin En İyi İşvereni” ve bir kez de “Avrupa’nın En İyi İşvereni” seçilmemiz, bu yaklaşımımızın en somut göstergesidir. Bizim için çalışma arkadaşlarımızın gelişimi, mutluluğu ve kuruma bağlılığı, finansal hedeflerimiz kadar önemlidir. “Değerlerimizle büyüyoruz” ilkesi, iş yapış biçimimizi, karar alma süreçlerimizi ve insan ilişkilerimizi şekillendiren temel bir pusuladır. Bu kültür, adalet, güven, şeffaflık ve paylaşımcılık üzerine inşa edilmiştir.

Bu kültürü canlı tutmak ve geleceğe taşımak adına somut adımlar atıyoruz. Sektörün değişen dinamiklerine ve yeni nesillerin beklentilerine uyum sağlamak amacıyla başlattığımız “Kültürle Geleceğe Projesi” ile kültürel yapımızın güçlü yönlerini pekiştiriyor, gelişim alanlarımızı ise çalışma arkadaşlarımızla birlikte tasarlıyoruz. Bu proje kapsamında düzenlediğimiz atölyeler, geri bildirim oturumları ve anketler aracılığıyla her bir çalışanımızın sesini duyuyor ve kültürel dönüşüm yol haritamızı birlikte çiziyoruz. Amacımız, ortak çalışma anlayışımızı desteklemek, iletişim kaslarımızı kuvvetlendirmek ve deneyim süreçlerimizi uçtan uca iyileştirmektir.

Kurumumuzdaki açık iletişim ve ulaşılabilir liderlik anlayışını destekleyen mekanizmalarımız da kültürümüzün önemli bir parçasıdır. 2016 yılından bu yana aktif olarak faaliyet gösteren Önce Çalışan Meclisimiz, farklı birimlerden ve kademelerden seçilen temsilciler aracılığıyla çalışanlarımızın gündemlerini doğrudan üst yönetime taşıdığı bir platformdur. Benzer şekilde, genç kuşağın beklentilerini ve yenilikçi fikirlerini anlamamızı sağlayan “Tersine Mentorluk” uygulaması ve her kademeden çalışma arkadaşımızın üst yönetimle bir araya geldiği Hasbihal Görüşmeleri gibi programlar, hiyerarşiden arındırılmış, samimi ve şeffaf bir iletişim ortamı yaratmaktadır.

**4.	2025’te bankanız ekonomiye, reel sektöre ne kadar kaynak sağladı? 2026’da ne kadarlık artış hedefliyorsunuz?**

2025 yılı, Kuveyt Türk’ün reel ekonomiye ve ülkemizin sürdürülebilir büyümesine olan desteğini güçlü bir şekilde artırdığı, finansal performans açısından son derece başarılı bir dönem oldu. Yıl sonu itibarıyla, kullandırdığımız fon büyüklüğünü bir önceki yıla kıyasla yüzde 50,5 gibi dikkat çekici bir oranda artırarak 654,3 milyar TL’ye ulaştırdık. Bu kaynak, KOBİ’lerden büyük kurumsal firmalara, ihracatçılardan yatırımcılara kadar ekonominin farklı segmentlerine aktarılarak üretimin, istihdamın ve ticaretin canlanmasına önemli bir katkı sağladı. Toplam aktiflerimiz ise yüzde 58,7’lik bir büyüme ile 1,35 trilyon TL seviyesini aşarak finansal sistem içindeki etkimizi ve gücümüzü bir kez daha teyit etti.

Bu büyüme, sadece rakamsal bir artışı değil, aynı zamanda stratejik önceliklerimizin de bir yansımasını ifade etmektedir. Özellikle üretim, yatırım ve ihracat odaklı projelere sağladığımız finansmanla, ülkemizin stratejik hedefleriyle uyumlu bir büyüme modeli benimsedik. Toplanan fonlarımızı yüzde 53,7 artışla 900 milyar TL’ye çıkararak güçlü bir fonlama tabanı oluşturduk. Bu sayede, elde ettiğimiz kaynakları verimli bir şekilde reel sektörün hizmetine sunduk. 2025 yılında elde ettiğimiz 40,4 milyar TL net dönem kârı, bu başarılı performansın ve sürdürülebilir kârlılık anlayışımızın bir sonucudur.

2026 yılına girerken, aynı istikrar ve kararlılıkla büyümeyi hedefliyoruz. Ekonomik konjonktürün getireceği fırsatları ve zorlukları yakından takip ederek, ihtiyatlı ve sağlam bankacılık anlayışımızdan ödün vermeden reel sektöre sağladığımız desteği artırmayı planlıyoruz. Önceliğimiz, seçici ve dengeli bir büyüme stratejisiyle hem aktif kalitemizi korumak hem de ülkemizin ekonomik potansiyelini desteklemektir. Özellikle yeşil finansman, teknoloji yatırımları ve katma değerli ihracat gibi alanlarda daha proaktif bir rol üstlenerek, 2026’da da ekonomiye sağladığımız katkıyı artırarak sürdürmeyi amaçlıyoruz.

**5.	Kredi portföyünüzde hangi alanlar, sektörler ne kadarlık pay alıyor?**

Kuveyt Türk’ün finansman portföyü, riskin tabana yayılması ve reel ekonominin farklı dinamiklerini desteklemesi amacıyla dengeli bir dağılım sergilemektedir. Portföyümüzün ağırlıklı kısmını tüzel müşterilerimiz oluşturmakla birlikte, bireysel segmentte de güçlü bir varlığa sahibiz. Özellikle KOBİ bankacılığı, kuruluşumuzdan bu yana DNA’mızın bir parçası olmuştur. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştıran, onların büyüme yolculuklarına eşlik eden bir kurum olarak, KOBİ segmentinde geniş bir müşteri tabanına hizmet veriyoruz. Son dönemde ise stratejik bir hamleyle, büyük ölçekli yatırımları ve projeleri desteklemek amacıyla kurumsal finansmanların portföyümüzdeki payını artırmaya odaklandık. Bu strateji, bankamızın risk yönetimi, kârlılık ve sürdürülebilir büyüme hedefleriyle tam bir uyum içindedir.

Tüzel segmentteki ürün çeşitliliğimiz, müşterilerimizin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanmıştır. Ülkemizin büyük altyapı ve sanayi yatırımlarını desteklediğimiz proje finansmanı, işletmelerin sabit kıymet alımlarını kolaylaştıran leasing çözümleri ve küresel pazarlarda rekabet güçlerini artıran dış ticaret finansmanı ürünlerimiz bu segmentteki temel dayanaklarımızı oluşturmaktadır. Geniş muhabir ağımız ve bu alandaki derin tecrübemiz, dış ticaret finansmanında bizi sektörün en etkin oyuncularından biri yapmaktadır. Bu çeşitlilik, tüzel segmentteki güçlü varlığımızı daha da pekiştirmektedir.

Bireysel müşteri tarafında ise konut ve taşıt finansmanında sektördeki öncü konumumuzu sürdürüyoruz. Bu ürün grupları, bireysel müşterilerimizin temel ihtiyaçlarını karşılarken bankamızın bu segmentteki pazar payını da güçlendirmektedir. Bununla birlikte, son yıllarda özellikle kredi kartları alanında dikkat çekici bir büyüme ivmesi yakaladık. Sağlam Kart markamızla sunduğumuz yenilikçi çözümler ve avantajlar sayesinde kredi kartlarının portföyümüzdeki payı, değişen tüketici alışkanlıkları ve dijitalleşmenin de etkisiyle istikrarlı bir şekilde artmaktadır. Bu artışın önümüzdeki dönemde daha da hızlanacağını öngörüyoruz.

**6.	Kurumsal ve Ticari bankacılıkta nasıl bir organizasyon ile hangi müşteri segmentlerine hizmet veriyorsunuz? Firmalara, işletmelere sunduğunuz destekleri nasıl özetlersiniz?**

Kurumsal ve Ticari bankacılık alanındaki temel felsefemiz, “danışman bankacılığı” anlayışına dayanmaktadır. Bizim için müşterilerimizle olan ilişki, sadece finansman sağlamanın çok ötesindedir. Onların işlerini, hedeflerini ve karşılaştıkları zorlukları derinlemesine anlayan, bu doğrultuda stratejik çözümler üreten ve karar süreçlerine katkı sunan bir çözüm ortağı olmayı amaçlıyoruz. Bu vizyonla, saha kadrolarımızın yetkinliklerini sürekli eğitimlerle artırıyor, merkez birimlerimizle aralarındaki sinerjiyi müşteri deneyimini en üst seviyeye taşıyacak şekilde güçlendiriyoruz. Müşterilerimizi ciro, sektör ve ihtiyaçlarına göre segmente ederek, onlara butik ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunuyoruz.

Büyük ölçekli ticari ve kurumsal firmalarımızın nakit akışlarını verimli bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyan kapsamlı bir nakit yönetimi ürün setimiz bulunmaktadır. Özellikle geniş bayi ağına sahip şirketler için geliştirdiğimiz DBS (Doğrudan Borçlandırma Sistemi) ve TFS (Tedarikçi Finansman Sistemi) gibi dijital çözümlerimiz, tahsilat ve ödeme süreçlerini güvenli, hızlı ve otomatik bir yapıya kavuşturur. Bu sistemler, operasyonel yükü azaltıp nakit akışını öngörülebilir kılarak firmaların işletme sermayesi yönetimini optimize etmelerine önemli katkılar sunmaktadır.

Dış ticaret, uzmanlık alanlarımızın başında gelmektedir. Müşterilerimizin hem ihracat hem de ithalat işlemlerine yönelik esnek finansman çözümleri sunarak, farklı vadelerde ve para birimlerinde ihtiyaçlarına uygun alternatifler oluşturuyoruz. Dış ticaret işlemlerinin Kuveyt Türk Mobil ve internet şubemiz üzerinden uçtan uca dijital olarak yönetilebilmesi için gerekli altyapıyı kurduk. Bu sayede firmalar, şubeye gitmeden, operasyonel yük yaşamadan dış ticaret faaliyetlerini çok daha rahat, kontrollü ve verimli bir şekilde yürütebilmektedir. Önümüzdeki dönemde ise yeşil finansman ve sürdürülebilirlik alanında daha odaklı çalışmalar yürüterek, işletmelerin bu dönüşüm yolculuklarını destekleyecek finansman modelleri sunmayı hedefliyoruz.

**7.	Son dönemdeki koşullar altında işletmelerin öncelikli ihtiyaçların neler olduğunu gözlemliyorsunuz?**

Sahadaki gözlemlerimiz ve müşterilerimizle yürüttüğümüz yakın diyaloglar, günümüz ekonomik koşullarında işletmelerin öncelikli ihtiyaçlarının birkaç temel alanda yoğunlaştığını göstermektedir. Bu ihtiyaçların başında, hiç şüphesiz, nakit akışının öngörülebilir ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi gelmektedir. Tahsilat vadelerinin uzaması ve piyasadaki dalgalanmalar, işletme sermayesi ihtiyacını her zamankinden daha kritik hale getirmiştir. Bu nedenle likidite yönetimi, artık sadece bir finansal tercih değil, şirketlerin dayanıklılığını ve esnekliğini belirleyen stratejik bir zorunluluktur. Doğru planlanmış bir nakit akışı, bu dönemde işletmeler için en önemli güvencedir.

İkinci olarak, artan maliyet baskıları firmaları verimlilik odaklı çözümler aramaya itmektedir. Enerji ve hammadde fiyatlarındaki küresel artışlar ile işçilik maliyetlerindeki yükseliş, kâr marjları üzerinde önemli bir baskı oluşturmaktadır. Bu durum, işletmelerin operasyonel verimliliği artıracak teknolojilere yatırım yapmasını, süreçlerini dijitalleştirmesini ve birim maliyetleri düşürecek yenilikçi yöntemler geliştirmesini zorunlu kılmaktadır. Verimlilik, artık rekabette bir adım öne geçmenin anahtarı haline gelmiştir.

Küresel talepteki belirsizlikler, firmaları yeni pazar arayışlarına yönlendirmektedir. Özellikle ihracat yapan veya yapmayı hedefleyen şirketler için Afrika, Körfez ve Orta Asya gibi dinamik pazarlara olan ilgi artmış durumdadır. Bu bölgeler, Türk şirketleri için önemli bir büyüme potansiyeli sunmaktadır. Biz de bir finans kuruluşu olarak, dış ticaret finansmanı, garanti sistemleri ve danışmanlık hizmetlerimizle firmaların bu yeni pazarlara daha güvenli adımlarla açılmasına destek oluyoruz. Son olarak, teknoloji, üretim ve pazarlama gibi alanlarda nitelikli iş gücüne olan ihtiyacın giderek arttığını gözlemliyoruz. Çalışanlarına yatırım yapan, gelişim imkânı sunan ve yetenekleri elinde tutabilen firmalar, bu rekabetçi ortamdan daha güçlü çıkacaktır.

**8.	Tüm dünyada örneğin finansman seçeneklerindeki sınırlamalar başta olmak üzere içinde bulunduğumuz genel koşullar göz önüne alındığında, firmaların önümüzdeki dönemde en çok nelere dikkat etmeliler? Nelere odaklanmalılar?**

İçinde bulunduğumuz küresel ekonomik konjonktür, işletmeler için yeni bir oyun planı gerektiriyor. Ticari finansman maliyetlerinin yüzde 54 seviyelerini aştığı bu dönemde firmaların, sadece büyümeye değil, aynı zamanda dayanıklılığa, verimliliğe ve stratejik planlamaya odaklanmaları kritik önem taşımaktadır. Finansman kaynaklarının seçimi kadar, bu kaynakların ne kadar etkin ve akılcı kullanıldığı da belirleyici olacaktır. Küresel ölçekteki belirsizlikler, işletmeleri daha çevik, esnek ve veri odaklı karar alma süreçlerine yönlendirmelidir. Artık bir firmanın gücünü, sadece bilançosunun büyüklüğü değil, dönemsel ekonomik dalgalanmalara ve regülasyonlara karşı gösterdiği direnç belirlemektedir.

Bu bağlamda, ilk odaklanılması gereken alan operasyonel verimlilik ve dijitalleşmedir. Maliyetlerin arttığı bir ortamda, süreçleri otomatize etmek, dijital teknolojilerden yararlanarak verimliliği artırmak ve israfı en aza indirmek, kârlılığı korumanın temel şartıdır. Dijitalleşme ve yapay zekâ, hem operasyonel verimliliği artırmak hem de müşteri davranışlarını daha iyi anlayarak kişiselleştirilmiş deneyimler sunmak için güçlü araçlar sunmaktadır. Bu teknolojilere yatırım yapan firmalar, rekabette önemli bir avantaj elde edecektir.

İkinci olarak, sürdürülebilirlik artık bir sosyal sorumluluk projesi olmaktan çıkıp, stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Gerek uluslararası regülasyonlar gerekse yatırımcı ve tüketici beklentileri, şirketleri çevresel, sosyal ve yönetişimsel (ESG) performanslarını iyileştirmeye teşvik etmektedir. Yeşil dönüşüme yatırım yapan, karbon ayak izini azaltan ve döngüsel ekonomi modellerini benimseyen firmalar, hem yeni finansman kaynaklarına daha kolay erişecek hem de marka değerlerini güçlendirecektir. Biz de Kuveyt Türk Finans Grubu olarak, tüm iştiraklerimizle birlikte müşterilerimizi bu dönüşüm yolculuğunda desteklemeye ve onlara doğru finansal çözümlerle eşlik etmeye devam edeceğiz.

**9.	Tüm bu desteklerinin yanı sıra şirketlere sunduğunuz eğitim, danışmanlık hizmetleriniz var mı? Varsa bunlar nelerdir?**

Bizim için danışmanlık, ayrı bir hizmet paketi olarak sunulan bir faaliyetten ziyade, müşterilerimizle kurduğumuz ilişkinin temelini oluşturan bir yaklaşımdır. Her firmanın iş modeli, nakit akışı, tahsilat döngüsü ve tedarik zinciri yapısı birbirinden farklıdır. Bu nedenle, müşterilerimize standart bir ürün sunmak yerine, onların ihtiyaçlarını derinlemesine analiz ederek esnek ürün gamımız arasından en uygun modeli birlikte belirliyoruz. Bu süreçte, saha ekiplerimiz birer danışman rolüyle müşterilerimize eşlik eder, şirketin işleyişini analiz ederek nakit akışı, ödeme davranışları ve sektörel dinamikler doğrultusunda en doğru çözümü birlikte tasarlar.

Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri, API entegrasyonları ve nakit yönetimi çözümlerimizde ortaya çıkmaktadır. Şirketlerin hesap hareketlerini gerçek zamanlı izlemeleri, transferlerini yönetmeleri ve anlık güncellenen döviz kurlarından faydalanmaları için gelişmiş entegrasyon kabiliyetleri sunuyoruz. Ancak bu süreci sadece teknik bir entegrasyon olarak görmüyoruz. Müşterilerimizin yanında konumlanan butik bir danışmanlık hizmeti olarak ele alıyoruz. Her firmanın işlem hacmi ve operasyonel yoğunluğu farklı olduğu için API altyapısını şirketin ihtiyaçlarına göre şekillendiriyor, süreç tasarımından uygulamaya kadar müşterilerimizle birlikte adım adım ilerliyoruz. Bu çözüm odaklı yaklaşım, firmaların hem operasyonel verimlilik kazanmasına hem de finansal süreçlerini daha kontrollü bir yapıya kavuşturmasına katkı sunmaktadır.

Saha kadrolarımızı birer “danışman bankacı” olarak konumlandırmak ve bu yetkinliklerini sürekli geliştirmek için kapsamlı eğitim programları düzenliyoruz. Amacımız, müşterilerimize sadece finansman sağlayan değil, aynı zamanda bulundukları sektöre yönelik önerilerde bulunan, yatırım süreçlerinden dijitalleşmeye kadar her alanda güvenle danışabilecekleri bir çözüm ortağı olmaktır. Bu ilişki bankacılığı yaklaşımı, müşterilerimizle aramızdaki bağı güçlendirerek uzun vadeli ve karşılıklı güvene dayalı bir iş birliği inşa etmemizi sağlamaktadır.

**10.	Hep krediden bahsettik… Müşterilerinizin yatırımlarını değerlendireceği ürünlerinizden söz eder misiniz?**

Kuveyt Türk olarak, müşterilerimize sadece finansman tarafında değil, birikim ve yatırım alanında da katılım finans prensiplerine uygun, kapsamlı ve yenilikçi çözümler sunuyoruz. 2026 stratejimizde bireysel bankacılıkta müşteri ilişkilerinde derinleşme ve 360 derece hizmet anlayışı bizim için çok daha fazla ön plana çıkıyor. Müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarını bir bütün olarak ele alıyor, onların birikimlerini en verimli ve güvenli şekilde değerlendirmeleri için deneyim merkezli bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Bu doğrultuda, hem dijital hem de fiziksel temas noktalarımızda müşterilerimize kesintisiz bir bankacılık ve yatırım deneyimi sunmayı hedefliyoruz.

Müşterilerimizin farklı risk iştahlarına ve vade beklentilerine uygun olarak çeşitlendirilmiş katılma hesaplarımız bulunmaktadır. Klasik, İncir, Hoş Geldin ve Sepet Hesap gibi ürünlerimizle, müşterilerimizin birikimlerini kâr-zarar ortaklığı esasına göre değerlendirmelerine olanak tanıyoruz. Bu hesaplar, hem anapara güvenliği arayan hem de daha yüksek getiri potansiyeli hedefleyen müşterilerimiz için esnek çözümler sunmaktadır. Bu sayede, müşterilerimizin finansal hedeflerine ulaşmalarını desteklerken, toplanan fonları da reel ekonominin hizmetine sunuyoruz.

Özellikle özel bankacılık ve varlık yönetimi alanında, kişiselleştirilmiş yatırım ürünleri ve danışmanlık hizmetlerimizle sektörde farklılaşıyoruz. İştirakimiz Kuveyt Türk Portföy (KT Portföy) tarafından yönetilen katılım esaslı yatırım fonları, sukuk (kira sertifikaları), altın ve diğer kıymetli madenlere dayalı ürünlerimizle müşterilerimize geniş bir yatırım evreni sunuyoruz. Özellikle sürdürülebilirlik odaklı yatırım yapmak isteyen müşterilerimiz için oluşturduğumuz Sürdürülebilirlik Katılım Fonu gibi yenilikçi ürünlerle, hem finansal getiri hem de toplumsal fayda sağlamayı amaçlıyoruz. Amacımız, hem yerli hem de yabancı özel bankacılık müşterilerimizin güvenilir çözüm ortağı olmaktır.

**11.	Yenilikçi ürünler geliştirme ve bankanızın kaynaklarını çeşitlendirme doğrultusunda gerçekleştirdiğiniz çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?**

“Rotamız Dijital, Odağımız İnsan” vizyonumuz doğrultusunda, 2026 döneminde de dijital dönüşüm yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Yenilikçiliği, sadece yeni bir ürün geliştirmek olarak değil, müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran, süreçleri sadeleştiren ve onlara değer katan bir felsefe olarak görüyoruz. Bu kapsamda, veri analitiği, robotik süreç otomasyonu (RPA) ve yapay zekâ destekli altyapılarla tüm süreçlerimizi sürekli olarak geliştiriyoruz. Örneğin, dijital asistanımız Selim, doğal dil işleme teknolojisiyle 7/24 dijital kanallarımızda müşterilerimize anında hizmet vererek, insan dokunuşunu teknolojiyle birleştiriyor.

Açık bankacılık altyapımız, bu alandaki en güçlü yönlerimizden biridir. Kuveyt Türk API Market üzerinden sunduğumuz yüzlerce API ile müşterilerimizin farklı bankalardaki hesaplarını tek bir ekrandan yönetmelerine olanak tanıyoruz. Bu, finansal ekosistemde daha bütüncül ve kullanıcı odaklı bir deneyim sunmamızı sağlıyor. Şube ve dijitalin birleştiği hibrit bir deneyim alanı olan Self Nokta kanalımız ise, müşterilerimize çağrı merkezine bağlanarak birçok işlemi şube yoğunluğuna girmeden hızlıca gerçekleştirme imkânı sunuyor. Bu model, hizmet verimliliğini artırırken, maliyetlerin de daha etkin yönetilmesini sağlıyor.

Müşteri kazanımında da dijital kanalların payını her geçen gün artırıyoruz. Görüntülü görüşme ile hesap açan müşterilerimiz, Kuveyt Türk Mobil üzerinden Hoş Geldin katılma hesabı açmaktan kredi kartı başvurusuna, dijital araç finansmanından yerinde finansman çözümlerine kadar tüm ihtiyaçlarını kolaylıkla karşılayabiliyor. Tüzel müşterilerimiz için de POS ve teminat mektubu başvurusu, çek-senet işlemleri ve online finansman gibi birçok hizmeti dijital kanallarımıza taşıdık. Dijitalleşmeyi sadece teknolojiye yatırım olarak değil, insanı anlamak olarak görüyoruz. Bu vizyonla kurduğumuz ve sektörde bir ilk olan Empatika Nöropazarlama Araştırma Merkezimiz, müşteri davranışlarını nörobilimsel yöntemlerle analiz ederek, hizmetlerimizi “insana dokunan” bir şekilde geliştirmemize yardımcı oluyor.

**12.	Çalışan deneyimini geliştirmek adına yeni teknolojilerden, uygulamalar için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?**

Kuveyt Türk olarak, “önce çalışan – önce insan” yaklaşımını tüm iş süreçlerimizin merkezine yerleştiriyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın mutluluğunun ve gelişiminin, kurumumuzun sürdürülebilir başarısının anahtarı olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle, dijitalleşmenin getirdiği yenilikleri sadece müşterilerimize değil, aynı zamanda çalışanlarımızın iş hayatını daha verimli, kolay ve anlamlı hale getirmek için de kullanıyoruz. Dijital dönüşüm, bizim için sadece teknolojik bir değişim değil, aynı zamanda iş yapış şeklimizde ve kültürümüzde de köklü bir dönüşümdür.

Bu doğrultuda, analitik kültürü organizasyonumuzun geneline yaymak için somut adımlar atıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın analitik yetkinliklerini geliştirmek amacıyla başlattığımız Veri Nimet Programı gibi girişimlerle, veri okuryazarlığını artırıyor ve veri odaklı karar alma süreçlerini teşvik ediyoruz. Yapay zekâ ve üretken yapay zekâ (GenAI) teknolojilerinin sunduğu olanakları en iyi şekilde değerlendirerek, iş süreçlerimizi optimize etmeyi ve rekabet gücümüzü artırmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, çalışanlarımıza destek olacak akıllı asistan projelerini hayata geçirdik. Bu asistanlar, rutin görevleri otomatikleştirerek çalışma arkadaşlarımızın daha stratejik ve katma değerli işlere odaklanmasına imkân tanıyor.

İş süreçlerimizi hızlandırmayı ve verimliliği artırmayı hedefleyen bu projeler, günlük görevleri kolaylaştıran ve bilgiye anında erişim sağlayan yapay zekâ çözümleri sunuyor. Çalışanlarımızın mobil cihazlarından erişebildikleri dijital platformlar aracılığıyla eğitimden performans yönetimine, iç iletişimden kariyer planlamasına kadar tüm insan kaynakları süreçlerini dijitalleştirdik. Bu sayede, daha şeffaf, erişilebilir ve verimli bir çalışma ortamı yaratıyoruz. Teknolojiyi, çalışanlarımızın potansiyelini en üst düzeye çıkarmalarını sağlayacak bir kaldıraç olarak görüyor ve bu alandaki yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.

**13.	Bankanızın sürdürülebilirlik yaklaşımını nasıl özetlersiniz?**

Kuveyt Türk olarak sürdürülebilirliği, sadece bir çevre meselesi olarak değil; çevresel, sosyal ve yönetişimsel (ESG) boyutlarıyla bir bütün olarak ele alan, kurumsal stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu yaklaşım, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğumuzun yanı sıra, uzun vadeli finansal başarımızın da temelini oluşturmaktadır. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve pozitif sosyal etki yaratan projelere finansman sağlayarak, çevre dostu ve kapsayıcı bir ekonomik dönüşümü destekliyoruz.

Bu vizyonumuzun en somut adımlarından biri, Isparta’da devreye aldığımız 13,7 MWp gücündeki Güneş Enerji Santrali (GES) projemizdir. Bu santral sayesinde, Türkiye genelindeki tüm lokasyonlarımızın elektrik ihtiyacının %80'ini temiz enerji kaynaklarından karşılamayı ve karbon emisyonlarımızı ciddi oranda azaltmayı hedefliyoruz. Müşteri tarafında ise, elektrikli ve hibrit araçlar gibi çevreci ulaşım yatırımlarını, yüksek enerji verimliliğine sahip yeşil bina projelerini ve tarımda su tasarrufu sağlayan modern sulama sistemlerini finanse ederek sürdürülebilirliğin tabana yayılmasına katkı sağlıyoruz.

Finansal ürünlerimizi de sürdürülebilirlik odağıyla şekillendiriyoruz. Yüzde 100 iştirakimiz olan Kuveyt Türk Portföy bünyesinde, Türkiye’nin katılım esaslı ilk Sürdürülebilirlik Katılım Fonu’nu kurduk. Bu fon, çevresel, sosyal ve yönetişimsel performansları yüksek olan şirketlere yatırım yaparak, müşterilerimizin birikimlerini sorumlu yatırım alanlarında değerlendirmelerine olanak tanımaktadır. 2026 Sürdürülebilirlik Strateji Planımız çerçevesinde, atık yönetiminden tasarruf planlamalarına, kurumsal sosyal sorumluluk projelerinden yönetişim ilkelerine kadar geniş bir yelpazede hedeflerimize adım adım ilerliyoruz. Amacımız, sadece finansal bir kurum olmak değil, aynı zamanda topluma ve gezegene karşı sorumluluklarını yerine getiren öncü bir kuruluş olmaktır.

**14.	Ülkemizin ne yazık ki önemli problemlerinden biri de yüksek enflasyon… Enflasyonla mücadele konusunda Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı özetle sürdürülen program hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Kurda anormal hareketlenmeler bekliyor musunuz?**

Yıllık enflasyonun Aralık 2025 itibarıyla yüzde 30,89 seviyesinde gerçekleştiği bir ortamda, 2025 yılı Türkiye ekonomisi açısından dezenflasyon sürecinin kararlılıkla uygulandığı ve parasal sıkılaşma adımlarının sürdüğü bir dönem oldu. Finans sektörü olarak bizler, bu süreçte hem küresel ölçekteki belirsizliklere hem de iç piyasadaki makroekonomik koşullara rağmen sağlam ve dirençli bir duruş sergiledik. Bankacılık sektöründe bilanço sağlığını korumak, aktif kalitesini önceliklendirmek ve etkin risk yönetimi uygulamak her zamankinden daha önemli hale geldi. Kuveyt Türk olarak biz de bu dönemde finansal istikrarı merkeze alarak, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme stratejisine odaklandık.

Ekonomi yönetiminin uyguladığı dezenflasyon ve mali disiplin odaklı programın, uzun vadede fiyat istikrarını ve makroekonomik dengeyi desteklediğine inanıyoruz. Parasal sıkılaşma sürecinin öngörülebilir ve kontrollü bir şekilde yürütülmesi, hem enflasyon beklentilerinin yönetilmesi hem de finansal sistemin sağlamlığının korunması açısından büyük önem teşkil etmektedir. Önümüzdeki dönemde de maliye ve para politikaları arasındaki uyumun devam etmesiyle atılacak adımların, enflasyonda kalıcı düşüşün sağlanması açısından kritik olacağını düşünüyoruz.

2026 yılında, dezenflasyon sürecinde elde edilecek başarıya paralel olarak finansal koşullarda kademeli bir rahatlama yaşanmasını bekliyoruz. Bununla birlikte, küresel büyüme ve ticaret tarafındaki belirsizliklerin bir süre daha devam edeceğini öngörüyoruz. Bu nedenle, sektör genelinde aktif kalitesinin korunması, risk yönetiminin güçlendirilmesi ve sağlam bilanço yapısının sürdürülmesi öncelikli olmaya devam edecektir. Kur tarafında ise, USD/TRY kurunun 42,86 TL seviyelerinde dengelendiği mevcut para politikası çerçevesi, atılan liralaşma adımları ve rezerv yönetiminde sağlanan istikrar sayesinde anormal bir hareketlenme beklemiyoruz. Beklentimiz, dengeli ve öngörülebilir bir kur seviyesinin korunması yönündedir. Bu durum, hem reel sektör hem de finansal sistem açısından sürdürülebilir bir görünümün devamını sağlayacaktır.
