1.Kuveyt Türk’ün katılım finans alanındaki konumu, pazar büyüklüğü ve rakiplerinden ayrılan özelliklerinin neler olduğunu düşünüyorsunuz?
Kuveyt Türk olarak, 1989 yılında faizsiz finans ilkeleriyle çıktığımız bu yolda, katılım finans sektörünün kurucusu ve öncüsü olmanın getirdiği sorumlulukla hareket ediyoruz. Bizim için liderlik, sadece pazar payı veya bilanço büyüklüğü anlamına gelmiyor; aynı zamanda sektöre yön veren, standartları belirleyen ve değer üreten bir kurum olmayı ifade ediyor. Değer odaklı ve paylaşımcı finans anlayışımızla reel ekonomiyi desteklerken, hem bireysel hem de tüzel müşterilerimize geniş bir ürün ve hizmet yelpazesi sunuyoruz. Bu yaklaşımımız sayesinde finansal kapsayıcılığı artırıyor, ülkemizin sürdürülebilir büyümesine somut katkılar sağlıyoruz.
Bizi rakiplerimizden ayıran en temel özelliklerden biri, “Kuveyt Türk Finans Grubu” olarak oluşturduğumuz bütüncül ve entegre hizmet modelimizdir. Müşterilerimizin yalnızca bankacılık değil, tüm finansal ihtiyaçlarına 360 derece çözümler sunan bir ekosistem inşa ettik. Bu yapı içerisinde sigortacılık alanında Neova Katılım Sigorta, emeklilik ve hayat sigortacılığında Katılım Emeklilik, teknoloji çözümlerinde Architecht, portföy yönetiminde Kuveyt Türk Portföy, yatırım hizmetlerinde Kuveyt Türk Yatırım ve Avrupa’da hizmet veren KT Bank AG gibi güçlü iştiraklerimiz yer alıyor. Bu kapsayıcı yapı, müşterilerimize sigortadan emekliliğe, teknoloji çözümlerinden uluslararası bankacılığa kadar her alanda kesintisiz ve güvenilir bir hizmet deneyimi sunmamızı sağlıyor.
Dijitalleşme, teknoloji ve inovasyon alanındaki öncü yatırımlarımız, katılım finans modelini geleceğe taşıyan en önemli gücümüzdür. Sektörde birçok ilke imza attık; altın bankacılığını başlatan ilk kurum olmamızın yanı sıra, Türkiye’de ve dünyada ilk sürdürülebilir sukuk ihracını gerçekleştiren finans kuruluşu unvanını da taşıyoruz. Kuveyt Türk API Market platformumuzla açık bankacılıkta sektöre yön veriyor, Lonca Girişimcilik Merkezi ile fintek ekosistemini destekliyoruz. Bu yenilikçi ruh, sade, hızlı ve erişilebilir çözümlerle müşteri deneyimini sürekli geliştirmemize olanak tanıyor.
Finansal performansımız da bu stratejik yaklaşımımızın somut bir göstergesidir. 2025 yılında da güçlü bilanço büyümemizi sürdürerek sektördeki lider konumumuzu pekiştirdik. Bu başarılı sonuçlar, sadece finansal bir başarıyı değil, aynı zamanda müşterilerimizin bize duyduğu sarsılmaz güveni ve katılım finans modeline olan artan ilgiyi de teyit etmektedir. Bu sağlam temel üzerinde, değerlerimizi geleceğe taşıma misyonumuzla sektöre liderlik etmeye devam edeceğiz.
2.Bankanızın 2026 büyüme perspektifinde öncelikli konular, alanlar neler olacak? Bunun için oluşturduğunuz stratejiyi nasıl özetlersiniz?
2026 yılına girerken, “Rotamız Dijital, Odağımız İnsan” vizyonumuz doğrultusunda stratejik önceliklerimizi daha da derinleştireceğiz. Sahip olduğumuz sağlam bilanço yapısı ve sürdürülebilir kârlılığa dayalı iş modelimiz, yeni dönem için bize önemli bir hareket alanı sağlıyor. 2026’daki temel önceliğimiz, insan odaklı bankacılık anlayışımızla müşterilerimizin ve kurumumuzun ortak faydasını gözeterek kârlı bilanço yapımızı korumak ve reel ekonomiye sağladığımız desteği artırmaktır. Bu süreçte, sağlam bankacılık ilkelerimizden ve %1,98 gibi sektör ortalamasının altında seyreden takipteki alacak oranımızın da gösterdiği yüksek aktif kalitesi hedefimizden asla taviz vermeyeceğiz.
Stratejimizin dijital kanadı, verimlilik, inovasyon ve yapay zekâ üzerine kuruludur. Süreçlerimizi sadeleştirerek ve yapay zekâ destekli hizmetlerle dijital kapasitemizi artırarak operasyonel mükemmelliği hedefliyoruz. İnovasyonu ve teknolojiyi yalnızca verimlilik artırıcı bir araç olarak değil, aynı zamanda müşterilerimizin deneyimini zenginleştiren bir unsur olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, çalışanlarımıza yönelik Veri Nimet Programı ile veri okuryazarlığını kurum geneline yayarken, AI Lab platformumuzda yeni nesil yapay zekâ çözümlerini test ederek hizmetlerimize entegre ediyoruz. Dijital asistanımız Selim gibi çözümlerle müşteri etkileşimini daha akıllı ve kişiselleştirilmiş hale getiriyoruz.
Stratejimizin insan odaklı tarafında ise müşteri ilişkilerinde derinleşme ve onların stratejik bir çözüm ortağı olma yaklaşımı yer alıyor. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını daha iyi anlamak için yapay zekâ destekli analitik modeller geliştiriyor, veriden elde ettiğimiz içgörülerle onlara özel çözümler üretiyoruz. Özellikle tüzel müşterilerimizle olan ilişkilerimizi, sadece finansman sağlayan bir kurum olmanın ötesine taşımayı hedefliyoruz. Ekosistem bankacılığı yaklaşımıyla, yalnızca müşterilerimizdeki payımızı değil, müşterilerimizin ekosistemindeki payımızı da artırarak katma değer yaratmayı amaçlıyoruz.
Büyüme alanlarımızı çeşitlendirerek riskimizi dağıtmayı sürdüreceğiz. KOBİ bankacılığındaki güçlü konumumuzu korurken, kurumsal ve proje finansmanı alanındaki varlığımızı da artıracağız. Bununla birlikte, sürdürülebilir finansman, en önemli odak alanlarımızdan biri olmaya devam edecek. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve yeşil projelere yönelik finansman desteğimizi artırarak hem ülkemizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayacak hem de bu alanda yeni finansal ürünler geliştireceğiz. Kuveyt Türk Finans Grubu olarak tüm iştiraklerimizle bütünleşik bir yapı içinde çalışarak, müşterilerimize sunduğumuz kapsamlı hizmet anlayışını 2026 yılında daha da ileriye taşıyacağız.
3.Kuveyt Türk’te oluşturduğunuz kurum kültürünü ve çalışma ortamını nasıl tanımlarsınız?
Kuveyt Türk’te, tüm iş yapış süreçlerimizin ve stratejilerimizin merkezine insanı koyan, köklü ve güçlü bir kurum kültürü inşa ettik. Altı yıl üst üste “Türkiye’nin En İyi İşvereni” ve bir kez de “Avrupa’nın En İyi İşvereni” seçilmiş bir kurum olarak, çalışma arkadaşlarımızın gelişimini, mutluluğunu ve kuruma bağlılığını en değerli sermayemiz olarak görüyoruz. Kültürümüzün temelini; katılımcılık, paylaşımcılık ve adalet gibi evrensel değerler oluşturmaktadır. “Değerlerimizle büyüyoruz” anlayışı bizim için bir slogandan ibaret değil; günlük kararlarımızı, liderlik anlayışımızı ve insan ilişkilerimizi şekillendiren yaşayan bir ilkedir.
Bu kültürü canlı tutmak ve geleceğe taşımak amacıyla somut mekanizmalar geliştirdik. Sektörün değişen dinamiklerine ve yeni nesillerin beklentilerine uyum sağlamak gayesiyle başlattığımız “Kültürle Geleceğe Projesi” bu adımlardan biridir. Bu proje kapsamında, çalışma arkadaşlarımızla birebir görüşmeler, atölye çalışmaları ve anketler aracılığıyla kültürel yapımızın güçlü ve gelişime açık yönlerini birlikte belirliyor, değerlerimiz etrafında zenginleşen bir yol haritası çiziyoruz. Bu sayede, ortak çalışma anlayışımızı destekliyor, iletişim kaslarımızı kuvvetlendiriyor ve deneyim süreçlerimizi uçtan uca pekiştiriyoruz.
Açık iletişim ve ulaşılabilir liderlik, kültürümüzün vazgeçilmez unsurlarıdır. 2016 yılından bu yana aktif olarak sürdürdüğümüz “Önce Çalışan Meclisi” ile kurum içerisindeki her bir grubu temsil eden elçilerimiz, kendi birimlerinin gündemlerini ve önerilerini doğrudan üst yönetimle paylaşma imkânı buluyor. Benzer şekilde, genç kuşağın beklentilerini ve yenilikçi fikirlerini anlamamıza olanak tanıyan “Tersine Mentorluk” uygulamamız ve her kademeden çalışma arkadaşımızın üst yönetimle bir araya geldiği “Hasbihal Görüşmeleri” gibi programlarımız, hiyerarşiden arındırılmış, samimi ve şeffaf bir iletişim ortamı yaratmaktadır.
Sonuç olarak, Kuveyt Türk’teki çalışma ortamını, çalışanların kendilerini değerli hissettiği, fikirlerine saygı duyulduğu, gelişimleri için her türlü imkânın sunulduğu ve ortak hedeflere birlikte yürünen büyük bir aile olarak tanımlayabiliriz. Dijitalleşme ve teknolojiye yaptığımız yatırımlarla iş süreçlerini kolaylaştırırken, odağımıza her zaman insanı koyarak, çalışma arkadaşlarımızın potansiyellerini en üst düzeyde ortaya çıkarabilecekleri, adil ve motive edici bir atmosfer sunuyoruz. Başarılarımızın ardındaki en büyük gücün bu sağlam kurum kültürü olduğuna inanıyoruz.
4.2025’te bankanız ekonomiye, reel sektöre ne kadar kaynak sağladı? 2026’da ne kadarlık artış hedefliyorsunuz?
2025 yılı, Kuveyt Türk’ün reel ekonomiye olan desteğini güçlü bir şekilde sürdürdüğü, bilanço büyümesi ve sürdürülebilir kârlılıkla öne çıkan bir dönem oldu. Yıl sonu itibarıyla, toplam aktiflerimizi bir önceki yıla kıyasla %58,7 gibi oldukça güçlü bir oranda büyüterek 1 trilyon 352 milyar TL’ye ulaştırdık. Bu performansla bankacılık sektöründe 10. sıradaki yerimizi korurken, katılım finans kuruluşları arasındaki lider konumumuzu daha da pekiştirdik. Bu büyümenin arkasındaki en önemli itici güç, reel sektöre ve ülke ekonomisine sağladığımız finansman desteğidir.
Bu dönemde kullandırdığımız fon büyüklüğü, yıl başına göre %50,5’lik bir artışla 654 milyar TL’ye yükseldi. Bu kaynak, KOBİ’lerden büyük kurumsal firmalara, ihracatçılardan yatırımcılara kadar ekonominin tüm kılcal damarlarına ulaştı. Toplam fonlama tabanımız ise %54,9 artarak 1 trilyon 95 milyar TL’ye ulaştı. Bu rakamlar, tasarruf sahiplerinin bankamıza ve katılım finans modeline duyduğu güvenin somut bir göstergesidir. Sağladığımız bu kaynakla, üretimin, yatırımın ve istihdamın artırılmasına önemli bir katkı sunduk.
Finansal performansımız, sadece büyüme odaklı değil, aynı zamanda sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapıyı da yansıtmaktadır. 2025 yılını 40,4 milyar TL net dönem kârı ile tamamladık. %39,65 seviyesindeki ortalama özkaynak kârlılığımız ve %22,11’lik sermaye yeterlilik oranımız, finansal gücümüzü ve istikrarımızı teyit etmektedir. Daha da önemlisi, takipteki alacak oranımızı %1,98 gibi sektör ortalamasının oldukça altında bir seviyede tutarak, aktif kalitemizi koruma konusundaki hassasiyetimizi ortaya koyduk. Bu göstergeler, 2026 yılına da sağlam bir zeminle girdiğimizin en net kanıtıdır.
2026 yılında da reel ekonominin en büyük destekçilerinden biri olmayı sürdüreceğiz. Büyüme hedefimizi, makroekonomik koşullar ve piyasa dinamikleri çerçevesinde, dengeli ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirleyeceğiz. Önceliğimiz, niceliksel büyümeden ziyade, nitelikli ve katma değerli bir büyümeyi sağlamaktır. Özellikle ihracat, yenilenebilir enerji, teknoloji yatırımları ve tarım gibi stratejik sektörlere yönelik finansman desteğimizi artırmayı hedefliyoruz. Faizsiz finans ilkeleri doğrultusunda, üretimi ve yatırımı teşvik eden projelerin yanında olmaya, ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
5.Kredi portföyünüzde hangi alanlar, sektörler ne kadarlık pay alıyor?
Kuveyt Türk’ün finansman portföyü, riskin dengeli dağılımı ve reel ekonominin farklı segmentlerine destek olma stratejimiz doğrultusunda çeşitlendirilmiş bir yapıya sahiptir. Portföyümüzün ağırlıklı kısmını, ekonomimizin bel kemiği olan tüzel müşterilerimiz oluşturmaktadır. Özellikle KOBİ segmentinde, yıllardır süregelen güçlü bir varlığımız ve derin bir tecrübemiz bulunmaktadır. Tabana yaygın büyüme stratejimiz sayesinde, küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluşan geniş bir müşteri kitlesine ulaştık. KOBİ’lere sunduğumuz finansal çözümler ve danışmanlık hizmetleri, hem onların büyümesine katkı sağlamakta hem de bankamızın pazar payını artıran temel unsurlar arasında yer almaktadır.
Son dönemde stratejik bir odak değişimiyle, kurumsal finansmanların portföyümüzdeki payını artırmaya yönelik önemli adımlar attık. Bu segmentteki genişleme, bankamızın risk yönetimi, kârlılık ve sürdürülebilir büyüme hedefleriyle tam bir uyum içindedir. Proje finansmanı, sendikasyonlar ve büyük ölçekli yatırım finansmanları gibi alanlarda daha aktif rol alarak, ülkemizin stratejik projelerine destek sağlıyoruz. Tüzel segmentteki ürün yelpazemiz oldukça geniştir. Leasing çözümlerimiz işletmelerin sabit kıymet yatırımlarını kolaylaştırırken, dış ticaret finansmanı ürünlerimiz de müşterilerimizin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaktadır.
Bireysel müşteri tarafında ise konut ve taşıt finansmanında sektördeki güçlü konumumuzu sürdürüyoruz. Bu ürün grupları, bireysel müşterilerimizin temel ihtiyaçlarını karşılamada ve bankamızın bu segmentteki etkinliğini artırmada kritik bir rol oynamaktadır. Bununla birlikte, özellikle son yıllarda kredi kartları alanında dikkat çekici bir büyüme ivmesi yakaladık. Değişen tüketici alışkanlıkları ve dijitalleşmenin etkisiyle kredi kartlarının portföyümüzdeki payı istikrarlı bir şekilde artmaktadır. Sağlam Kart ve diğer kart ürünlerimizle müşterilerimize sunduğumuz avantajlar, bu alandaki büyümemizi desteklemektedir.
Genel bir çerçeve çizecek olursak, finansman portföyümüzün yaklaşık %56,69’u Türk Lirası cinsi finansmanlardan oluşmaktadır. Bu oran, liralaşma stratejisine verdiğimiz önemin ve yerel para birimine olan güvenimizin bir yansımasıdır. Sektörel dağılımda ise imalat sanayi, ticaret, inşaat ve enerji gibi reel ekonominin lokomotif sektörleri öne çıkmaktadır. Kuveyt Türk olarak, hem tüzel hem de bireysel segmentte dengeli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir finansman büyüme stratejisi izleyerek ekonomiye sağladığımız katkıyı artırmaya devam edeceğiz.
6.Kurumsal ve Ticari bankacılıkta nasıl bir organizasyon ile hangi müşteri segmentlerine hizmet veriyorsunuz? Firmalara, işletmelere sunduğunuz destekleri nasıl özetlersiniz?
Kurumsal ve Ticari bankacılık alanındaki temel felsefemiz, “danışman bankacılığı” anlayışıyla hareket etmektir. Bizim için müşterilerimizle olan ilişki, salt bir finansman sağlama sürecinin çok ötesindedir. Onların işlerine, gelecek vizyonlarına ve stratejik kararlarına katkı sunan, güvenilir bir çözüm ortağı olmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda, saha kadrolarımızın yetkinliklerini sürekli eğitimlerle artırıyor, merkez birimlerimizin saha ile olan sinerjisini müşteri deneyimini en üst seviyeye taşıyacak şekilde güçlendiriyoruz. Müşterilerimizi ciro, sektör ve ihtiyaçlarına göre segmente ederek, onlara özel ve butik hizmetler sunan bir organizasyon yapısına sahibiz.
Büyük ölçekli ticari ve kurumsal firmalarımızın nakit akışlarını verimli bir şekilde yönetmelerine katkıda bulunmak amacıyla kapsamlı bir nakit yönetimi ürün seti sunuyoruz. Özellikle geniş bayi ağına sahip şirketler için geliştirdiğimiz DBS (Doğrudan Borçlandırma Sistemi) ve TFS (Tedarikçi Finansman Sistemi) gibi dijital çözümlerimiz, tahsilat ve ödeme süreçlerini güvenli, hızlı ve otomatik bir yapıya taşıyor. Bu sistemler, firmaların operasyonel yükünü azaltırken, nakit akışlarını daha öngörülebilir ve yönetilebilir hale getiriyor. Bu sayede işletmeler, ana faaliyet alanlarına daha fazla odaklanma imkânı buluyor.
Dış ticaret, uzmanlık alanlarımızın başında gelmektedir. Geniş muhabir ağımız ve bu alandaki derin tecrübemiz sayesinde müşterilerimizin hem ihracat hem de ithalat işlemlerine yönelik esnek ve rekabetçi finansman çözümleri sunuyoruz. Dijital kanallarımız üzerinden ithalat ve ihracat transferlerinin yapılabilmesi, akreditif işlemlerinin takip edilebilmesi ve tüm süreçlerin uçtan uca dijital olarak yönetilebilmesi için gerekli altyapıyı kurduk. Bu sayede firmalarımız, şubeye gitme ihtiyacı duymadan, operasyonel yük yaşamadan dış ticaret faaliyetlerini çok daha verimli ve kontrollü bir şekilde yürütebiliyorlar.
KOBİ’lerimiz için ise Online Finansman, Tedarikçi Finansmanı, Tarım POS ve Sağlam Business Kart gibi sektörel ihtiyaçlara yönelik özel ürünler geliştiriyoruz. KGF destekli finansman paketleri ve avantajlı ödeme planlarıyla onların yanında oluyoruz. Ancak desteğimiz sadece finansal ürünlerle sınırlı değil. İşletmelerimizin yönetimsel ve operasyonel gelişimini de önemsiyoruz. Bu doğrultuda, finansal okuryazarlık, dijitalleşme ve risk yönetimi gibi konularda danışmanlık hizmetleri sunarak onların sürdürülebilir büyüme yolculuklarına eşlik ediyoruz. Önümüzdeki dönemde yeşil finansman ve sürdürülebilirlik alanında da firmalarımızın dönüşümünü destekleyecek özel ürün ve danışmanlık hizmetleriyle yanlarında olmaya devam edeceğiz.
7.Son dönemdeki koşullar altında işletmelerin öncelikli ihtiyaçların neler olduğunu gözlemliyorsunuz?
Mevcut ekonomik konjonktürde sahada gözlemlediğimiz en temel ve acil ihtiyaç, işletme sermayesinin ve nakit akışının etkin bir şekilde yönetilmesidir. Tahsilat vadelerinin uzaması ve tedarik zincirindeki maliyet artışları, firmaların likidite ihtiyacını her zamankinden daha kritik hale getirmiştir. Nakit akışı yönetimi, artık sadece bir finansal metrik olmaktan çıkıp, şirketlerin dayanıklılığını ve sürdürülebilirliğini belirleyen stratejik bir yönetim alanı haline gelmiştir. Bu nedenle, Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS) ve Tedarikçi Finansman Sistemi (TFS) gibi dijital çözümlerimize olan talep belirgin bir şekilde artmıştır.
İkinci olarak, artan enerji ve hammadde maliyetleri, verimlilik ve maliyet kontrolünü işletmelerin en önemli gündem maddelerinden biri yapmıştır. İşçilik maliyetlerindeki artış da bu baskıyı daha da artırmaktadır. Dolayısıyla, firmalar operasyonel verimliliği artıracak, birim maliyetleri düşürecek ve süreçleri otomatikleştirecek teknoloji yatırımlarına yönelmektedir. Enerji verimliliği sağlayan projelere, otomasyon sistemlerine ve dijital dönüşüm araçlarına olan ilgi, bu ihtiyacın en somut göstergesidir. Biz de bu tür yatırımları destekleyen özel finansman paketleri sunarak firmalarımızın yanında yer alıyoruz.
Küresel pazarlardaki talep dalgalanmaları ve jeopolitik belirsizlikler, ihracatçı firmaları pazar çeşitlendirmesine yöneltmektedir. Geleneksel pazarların yanı sıra Afrika, Körfez ve Orta Asya gibi potansiyeli yüksek yeni pazarlara yönelik bir ilgi artışı gözlemliyoruz. Bu bölgeler, Türk şirketleri için önemli büyüme fırsatları sunmaktadır. Bu noktada, firmaların en büyük ihtiyacı, bu yeni pazarlara güvenli bir şekilde girmelerini sağlayacak dış ticaret finansmanı ürünleri, garanti mekanizmaları ve danışmanlık hizmetleridir. Geniş muhabir ağımız ve uzman kadrolarımızla bu yolculukta onlara rehberlik ediyoruz.
Son olarak, tüm bu süreçleri başarıyla yönetebilmek için nitelikli insan kaynağına olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Teknoloji, üretim, dijital pazarlama ve finans gibi alanlarda yetkin çalışanları bulmak ve elde tutmak, şirketler için hem bir zorluk hem de önemli bir rekabet avantajı haline gelmiştir. Çalışanlarına yatırım yapan, onların gelişimine olanak tanıyan ve motivasyonu yüksek bir çalışma ortamı sunan firmaların, bu zorlu dönemden daha da güçlenerek çıktığını görüyoruz. Bu nedenle, insan kaynağı yönetimi de firmaların stratejik öncelikleri arasında üst sıralarda yer almaktadır.
8.Tüm dünyada örneğin finansman seçeneklerindeki sınırlamalar başta olmak üzere içinde bulunduğumuz genel koşullar göz önüne alındığında, firmaların önümüzdeki dönemde en çok nelere dikkat etmeliler? Nelere odaklanmalılar?
İçinde bulunduğumuz küresel ekonomik ortamda, işletmelerin her zamankinden daha stratejik, çevik ve öngörülü hareket etmesi gerekiyor. Bu dönemde firmaların odaklanması gereken ilk ve en önemli konu, finansal dayanıklılık ve verimliliktir. Büyüme, tek başına bir başarı ölçütü olmaktan çıkmıştır. Asıl önemli olan, kârlı ve sürdürülebilir bir büyüme modeline sahip olmaktır. Bu nedenle, işletmelerin bilançolarını güçlendirmeleri, borçluluk seviyelerini makul düzeyde tutmaları ve nakit akışlarını titizlikle planlamaları kritik önem taşımaktadır. Finansman kaynaklarının seçimi kadar, bu kaynakların verimli ve katma değer üretecek alanlarda kullanılması da hayati hale gelmiştir.
İkinci olarak, dijitalleşme ve teknolojiye adaptasyon artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Yapay zekâ, veri analitiği ve otomasyon gibi teknolojiler, sadece operasyonel verimliliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda müşteri davranışlarını anlama, pazar trendlerini öngörme ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunma konusunda da muazzam fırsatlar yaratıyor. Rekabette bir adım öne çıkmak isteyen firmaların, iş modellerini dijital eksende yeniden tasarlamaları ve veriyi karar alma süreçlerinin merkezine koymaları gerekmektedir. Biz de Architecht iştirakimiz aracılığıyla geliştirdiğimiz teknoloji çözümleriyle firmaların bu dijital dönüşüm yolculuğuna destek oluyoruz.
Üçüncü kritik odak alanı ise sürdürülebilirliktir. Sürdürülebilirlik, artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi veya bir pazarlama aracı değildir. Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi uluslararası düzenlemeler, yatırımcı beklentileri ve tüketici tercihleri, sürdürülebilirliği bir rekabet avantajı unsuruna dönüştürmüştür. Karbon ayak izini azaltan, enerji verimliliğine yatırım yapan, döngüsel ekonomi prensiplerini benimseyen ve sosyal sorumluluklarını yerine getiren firmalar, hem finansmana daha kolay erişecek hem de marka değerlerini artıracaktır. Bu nedenle, şirketlerin sürdürülebilirlik stratejilerini iş modellerinin ayrılmaz bir parçası haline getirmeleri elzemdir.
Son olarak, pazar ve ürün çeşitlendirmesi, belirsizliklere karşı en etkili sigortalardan biridir. Tek bir pazara veya tek bir ürüne bağımlı kalmak, riskleri artırmaktadır. İşletmelerin, ihracat pazarlarını çeşitlendirerek coğrafi risklerini dağıtmaları ve mevcut ürün portföylerini yenilikçi ürünlerle zenginleştirerek pazar değişimlerine karşı daha esnek hale gelmeleri gerekmektedir. Bu süreçte, Kuveyt Türk Finans Grubu olarak, tüm iştiraklerimizle birlikte müşterilerimizin yanında yer alarak, onlara doğru finansal çözümler ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak bu dönüşüm yolculuğunda güvenilir bir ortak olmaya devam edeceğiz.
9.Tüm bu desteklerinin yanı sıra şirketlere sunduğunuz eğitim, danışmanlık hizmetleriniz var mı? Varsa bunlar nelerdir?
Evet, Kuveyt Türk olarak firmalara sunduğumuz desteği, salt finansal ürünler sağlamanın çok ötesinde, kapsamlı bir danışmanlık ve çözüm ortaklığı olarak görüyoruz. Bizim için “danışman bankacılık” yaklaşımı, müşterilerimizle kurduğumuz uzun soluklu ve güvene dayalı ilişkinin temelini oluşturur. Bu yaklaşım, müşterilerimizin sadece bugünkü finansal ihtiyaçlarını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda gelecekteki büyüme potansiyellerini gerçekleştirmelerine de yardımcı olmayı hedefler. Bu vizyonla, firmalara çeşitli alanlarda dolaylı ve doğrudan danışmanlık hizmetleri sunuyoruz.
Öncelikle, saha kadrolarımızı birer finansal danışman olarak konumlandırıyoruz. Şube portföy yöneticilerimiz, düzenli ve kapsamlı eğitimlerle sadece ürün bilgisiyle değil, aynı zamanda sektör analizi, nakit akışı yönetimi, risk yönetimi ve finansal planlama gibi konularda da yetkinlik kazanmaktadır. Müşterilerimizi ziyaret ettiklerinde, onların iş modelini, tahsilat döngüsünü ve tedarik zinciri yapısını analiz ederek, standart bir ürün sunmak yerine, şirketin ihtiyaçlarına en uygun finansal mimariyi birlikte tasarlarlar. Bu süreçte, müşteriye bulunduğu sektöre yönelik önerilerde bulunur, yatırım ve dış ticaret süreçlerinden dijitalleşme adımlarına kadar her alanda güvenilir bir danışman rolü üstlenirler.
Teknoloji ve dijitalleşme alanında da butik bir danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Özellikle API entegrasyonları konusunda, her firmanın işlem hacmi, iş akışı ve operasyonel yoğunluğunun farklı olduğunun bilincindeyiz. Bu nedenle, teknik ekiplerimiz müşterilerimizle birlikte çalışarak, onların mevcut ERP ve muhasebe sistemlerine en uygun entegrasyon modelini tasarlar. Süreç tasarımından uygulamaya ve sonrasındaki teknik desteğe kadar tüm aşamalarda müşterilerimizle birlikte ilerliyoruz. Bu çözüm odaklı yaklaşımımız, firmaların hem operasyonel verimlilik kazanmasına hem de finansal süreçlerini daha kontrollü ve otomatik bir yapıya kavuşturmasına önemli katkı sunmaktadır.
Ayrıca, Lonca Girişimcilik Merkezi aracılığıyla sadece fintek girişimlerine değil, aynı zamanda KOBİ’lerimize de dolaylı bir öğrenme ve gelişim platformu sunuyoruz. Burada geliştirilen yenilikçi iş modelleri ve teknolojiler hakkında müşterilerimizi bilgilendiriyor, onların da bu ekosistemden faydalanmalarını sağlıyoruz. Dış ticaret, hazine ürünleri ve sürdürülebilirlik gibi özel uzmanlık gerektiren alanlarda düzenlediğimiz webinarlar ve bilgilendirme toplantılarıyla da firmalarımızın bilgi birikimini artırmayı ve onları küresel rekabete daha donanımlı bir şekilde hazırlamayı hedefliyoruz. Bu bütüncül yaklaşım, Kuveyt Türk’ü bir finansman sağlayıcıdan öte, stratejik bir iş ortağına dönüştürmektedir.
10.Hep krediden bahsettik… Müşterilerinizin yatırımlarını değerlendireceği ürünlerinizden söz eder misiniz?
Elbette, Kuveyt Türk olarak biz, finansal hizmetleri bir bütün olarak ele alıyoruz. Müşterilerimize sadece finansman tarafında değil, birikimlerini katılım finans prensiplerine uygun olarak en verimli şekilde değerlendirebilecekleri kapsamlı yatırım çözümleri de sunuyoruz. 2025 ve 2026 yıllarında bireysel bankacılıktaki stratejimizin temelini, müşteri ilişkilerinde derinleşme ve bütüncül bir hizmet anlayışı oluşturuyor. Müşterilerimizin finansal sağlıklarını bütünsel bir bakış açısıyla ele alıyor, onlara hem bugünkü ihtiyaçları hem de gelecekteki hedefleri için en uygun yatırım alternatiflerini sunuyoruz.
Bu kapsamda, müşterilerimizin farklı risk iştahlarına ve vade beklentilerine hitap eden çeşitli katılma hesapları sunuyoruz. Klasik TL ve döviz katılma hesaplarımızın yanı sıra, farklı avantajlar sunan İncir, Hoş Geldin ve Sepet Hesap gibi özel ürünlerimizle birikimlerin kâr-zarar ortaklığı esasına göre reel ekonomide değerlendirilmesini sağlıyoruz. Özellikle vadesiz mevduatın toplam mevduat içindeki payının 2025 sonu itibarıyla %60,95 gibi yüksek bir seviyede olması, müşterilerimizin günlük bankacılık işlemlerinde de bizi tercih ettiğini gösterirken, bu fonları en verimli yatırım araçlarına yönlendirme konusunda onlara aktif danışmanlık yapıyoruz.
Yatırım fonları ve portföy yönetimi alanında da iddialı bir konumdayız. İştirakimiz Kuveyt Türk Portföy (KT Portföy) aracılığıyla, katılım finans prensiplerine uygun hisse senedi, sukuk (kira sertifikası) ve kıymetli madenlere yatırım yapan çok çeşitli yatırım fonları sunuyoruz. Müşterilerimiz, Kuveyt Türk Mobil üzerinden kolayca erişebildikleri bu fonlarla, birikimlerini profesyonel bir yönetimle çeşitlendirme imkânı buluyorlar. Özellikle Türkiye’nin katılım esaslı ilk sürdürülebilirlik fonu olan “Sürdürülebilirlik Katılım Fonu” gibi yenilikçi ürünlerimizle, müşterilerimize hem finansal getiri hem de çevresel ve sosyal fayda sağlama imkânı sunuyoruz.
Özel bankacılık segmentindeki müşterilerimiz için ise kişiselleştirilmiş varlık yönetimi ve yatırım danışmanlığı hizmetleri sunuyoruz. Bu alanda, müşterilerimizin finansal hedeflerini, risk profillerini ve likidite ihtiyaçlarını analiz ederek onlara özel bir yatırım stratejisi oluşturuyoruz. Sukuk, altın, katılım endeksine uygun hisse senetleri ve özel sermaye fonları gibi alternatif yatırım araçlarıyla portföylerini zenginleştiriyoruz. İştirakimiz Kuveyt Türk Yatırım aracılığıyla da halka arzlara katılım ve sermaye piyasası işlemleri konusunda hizmet vererek, müşterilerimizin tüm yatırım ihtiyaçlarına tek bir çatı altında, güvenilir bir çözüm ortağı olarak yanıt veriyoruz.
11.Yenilikçi ürünler geliştirme ve bankanızın kaynaklarını çeşitlendirme doğrultusunda gerçekleştirdiğiniz çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?
Yenilikçi ürün geliştirme ve kaynak çeşitlendirme stratejimiz, “Rotamız Dijital, Odağımız İnsan” vizyonumuzun somut bir yansımasıdır. Dijital dönüşüm yatırımlarımıza hız kesmeden devam ederek, süreçlerimizi sadeleştiriyor ve müşterilerimiz için uçtan uca dijital yolculuklar tasarlıyoruz. Bu yaklaşım, hem dijital operasyon kapasitemizi hem de işlem hacmimizi artırırken, aynı zamanda daha verimli ve ölçeklenebilir bir hizmet modeli sunmamızı sağlıyor. Veri analitiği, robotik süreç otomasyonu ve yapay zekâ gibi teknolojileri iş süreçlerimizin merkezine yerleştiriyoruz. Örneğin, dijital asistanımız Selim, doğal dil işleme yeteneğiyle 7/24 dijital kanallarımızda müşterilerimize anlık destek vererek hizmet kalitemizi artırıyor.
Açık bankacılık altyapımız, bu alandaki en güçlü kaslarımızdan biridir. Kuveyt Türk API Market üzerinden sunduğumuz 400’den fazla API ile fintek ekosistemiyle güçlü iş birlikleri kuruyoruz. Bu sayede müşterilerimiz, farklı bankalardaki hesaplarını tek bir ekrandan, Kuveyt Türk Mobil üzerinden yönetebiliyor. Bu entegrasyonlar, sadece bir kolaylık değil, aynı zamanda müşterilerimize bütüncül bir finansal yönetim deneyimi sunma stratejimizin bir parçasıdır. Bu yaklaşım, finansal ekosistemde daha kullanıcı odaklı ve rekabetçi bir konumda olmamızı sağlıyor.
Fiziksel ve dijital kanallarımızı birleştiren hibrit modellerle de yenilikçi çözümler sunuyoruz. Self Nokta adını verdiğimiz dijital şube konseptimiz, bunun en güzel örneğidir. Müşterilerimiz, Self Nokta cihazlarımız aracılığıyla görüntülü görüşme yaparak veya self servis menüleri kullanarak birçok bankacılık işlemini şube yoğunluğuna girmeden, hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Bu model, hizmet verimliliğimizi artırırken, maliyetlerimizi de daha etkin yönetmemize olanak tanıyor. Mobil kanallar üzerinden müşteri kazanımında da önemli bir başarı yakaladık; artık yeni müşterilerimizin yarıdan fazlasını dijital kanallar aracılığıyla ediniyoruz.
Kaynak çeşitlendirmesi tarafında ise sukuk (kira sertifikası) ihraçlarındaki öncü rolümüzü sürdürüyoruz. Hem yurt içinde hem de yurt dışında gerçekleştirdiğimiz başarılı sukuk ihraçlarıyla uzun vadeli ve uygun maliyetli fon temin ederek bilançomuzu güçlendiriyoruz. Özellikle Körfez bölgesindeki yatırımcı tabanımız, bu ihraçlara olan yoğun ilgiyle bize önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca, iştirakimiz KT Portföy aracılığıyla kurduğumuz gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım fonları gibi alternatif ürünlerle de hem yatırımcılara yeni fırsatlar sunuyor hem de bankamız için yeni gelir kaynakları yaratıyoruz. Bu çok yönlü strateji, Kuveyt Türk’ün geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemesini temin etmektedir.
12.Çalışan deneyimini geliştirmek adına yeni teknolojilerden, uygulamalar için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Kuveyt Türk olarak, “önce çalışan, önce insan” yaklaşımını kurum kültürümüzün merkezine yerleştiriyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın memnuniyetinin ve gelişiminin, sürdürülebilir başarımızın anahtarı olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, dijitalleşmenin getirdiği yenilikleri, çalışma arkadaşlarımızın iş hayatını daha verimli, kolay ve mutlu hale getirmek için birer araç olarak kullanıyoruz. Bu süreçte, onların yetkinliklerini artırmak ve geleceğin bankacılığına hazırlamak en önemli önceliklerimizden biridir.
Bu vizyon doğrultusunda, kurum içinde analitik kültürü güçlendirecek ve yaygınlaştıracak somut adımlar atıyoruz. Veri Nimet Programı gibi özel tasarlanmış eğitimlerle, her seviyedeki çalışma arkadaşımızın veri okuryazarlığı yetkinliğini artırmayı hedefliyoruz. Güvenilir ve kaliteli veriyi kullanarak daha isabetli kararlar almalarını teşvik ediyoruz. Ayrıca, yapay zekâ ve üretken yapay zekâ (GenAI) teknolojilerinin sunduğu olanakları iş süreçlerimize entegre ederek hem verimliliği artırıyor hem de çalışanlarımızın rutin ve tekrarlı işlerden ziyade, katma değeri yüksek stratejik görevlere odaklanmasına imkân tanıyoruz.
Bu kapsamda, çalışanlarımıza özel olarak geliştirdiğimiz akıllı asistanımız Palmi, en yenilikçi projelerimizden biridir. Üretken yapay zekâ teknolojisiyle desteklenen Palmi, çalışma arkadaşlarımızın günlük görevlerini kolaylaştıran, bilgiye anında erişim sağlayan ve iş süreçlerini hızlandıran bir dijital yardımcı görevi görüyor. Bu asistan, sıkça sorulan soruları yanıtlamaktan, ilgili prosedürleri bulmaya, hatta rapor hazırlamaya kadar birçok konuda destek olarak operasyonel verimliliğimizi önemli ölçüde artırıyor. Bu sayede, çalışanlarımız zamanlarını daha yaratıcı ve stratejik işlere ayırabiliyor.
Çalışan deneyimini bir bütün olarak ele alıyor, eğitim ve gelişimden kariyer yönetimine, performans değerlendirmeden iç iletişime kadar tüm İnsan Kaynakları süreçlerimizi dijital platformlara taşıyoruz. Mobil uygulamalar üzerinden erişilebilen eğitim platformlarımız, kişiselleştirilmiş kariyer yol haritaları sunan sistemlerimiz ve anlık geri bildirim mekanizmalarımızla, çalışanlarımızın gelişim yolculuklarını şeffaf ve interaktif bir şekilde destekliyoruz. Teknolojiyi, sadece işleri kolaylaştıran bir araç olarak değil, aynı zamanda daha adil, şeffaf ve katılımcı bir çalışma kültürü inşa etmenin bir yolu olarak görüyoruz.
13.Bankanızın sürdürülebilirlik yaklaşımını nasıl özetlersiniz?
Kuveyt Türk olarak sürdürülebilirliği, iş stratejimizin ayrılmaz bir parçası ve gelecek nesillere karşı en temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bu yaklaşımımızı sadece çevresel konularla sınırlı tutmuyor; sosyal ve yönetişimsel boyutları da kapsayan bütüncül bir perspektifle ele alıyoruz. Kurumsal stratejilerimiz arasında yer alan ‘sürdürülebilir bir dünya inşa etmeye öncülük etmek’ hedefimiz doğrultusunda, finansal kaynaklarımızı yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve pozitif sosyal etki yaratan projelere yönlendiriyoruz. Bu sayede hem ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlıyor hem de katılım finansın özünde yer alan paylaşım ve değer üretme ilkesini hayata geçiriyoruz.
Çevresel sorumluluğumuz kapsamında attığımız en somut adımlardan biri, Isparta’da kurduğumuz 13,7 MWp gücündeki Güneş Enerji Santrali (GES) projemizdir. Bu santral sayesinde, Türkiye genelindeki tüm lokasyonlarımızın elektrik ihtiyacının yaklaşık %80'ini temiz ve yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyoruz. Bu yatırım, karbon emisyonlarımızı ciddi oranda azaltma kararlılığımızın bir göstergesidir. Müşteri tarafında ise, elektrikli ve hibrit araç finansmanı, yeşil konut projeleri ve enerji verimliliği yatırımlarına yönelik özel finansman paketleri sunarak, onların da bu yeşil dönüşümün bir parçası olmalarını teşvik ediyoruz.
Sosyal sorumluluk anlayışımız, toplumsal kalkınmaya ve kültürel mirasın korunmasına odaklanmaktadır. Eğitim, sağlık ve kültür-sanat alanlarında yürüttüğümüz projelerle toplumumuza değer katmayı amaçlıyoruz. Restorasyon projelerimizle tarihi eserlerimizi geleceğe taşırken, kültürel yayınlarımızla da medeniyetimizin zenginliklerini paylaşıyoruz. Ayrıca, finansal okuryazarlığı artırmaya yönelik çalışmalarımızla ve Lonca Girişimcilik Merkezi gibi platformlarla girişimcilik ekosistemini destekleyerek, ekonomik ve sosyal kalkınmaya geniş bir yelpazede katkı sunuyoruz.
Yönetişim alanında ise şeffaflık, hesap verebilirlik ve etik değerlere bağlılık en temel ilkelerimizdir. 2026 Sürdürülebilirlik Strateji Planımız ile bu alandaki hedeflerimizi somut ve ölçülebilir bir çerçeveye oturttuk. Ayrıca, yüzde 100 iştirakimiz olan Kuveyt Türk Portföy bünyesinde Türkiye’nin katılım esaslı ilk sürdürülebilirlik fonunu kurarak, yatırımcılarımıza hem finansal getiri elde etme hem de sürdürülebilir geleceğe yatırım yapma imkânı sunduk. Tüm bu çalışmalarımızla, sürdürülebilirliği bir maliyet unsuru olarak değil, uzun vadeli değer yaratan stratejik bir yatırım olarak görüyor ve bu alanda sektöre öncülük etmeyi hedefliyoruz.
14.Ülkemizin ne yazık ki önemli problemlerinden biri de yüksek enflasyon… Enflasyonla mücadele konusunda Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı özetle sürdürülen program hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Kurda anormal hareketlenmeler bekliyor musunuz?
Yıllık enflasyonun Aralık 2025 itibarıyla %30,89 seviyesine gerilediği 2025 yılı, Türkiye ekonomisi için dezenflasyon sürecinin önceliklendirildiği ve bu doğrultuda kararlı adımların atıldığı bir dönem oldu. Ekonomi yönetiminin uyguladığı dezenflasyon ve mali disiplin odaklı programın, uzun vadede fiyat istikrarını ve makroekonomik dengeyi sağlama potansiyelini olumlu buluyoruz. Parasal sıkılaşma sürecinin kararlılıkla ve öngörülebilir bir çerçevede yürütülmesi, hem enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması hem de finansal sistemin sağlamlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte biz finans sektörü olarak, hem küresel belirsizliklere hem de iç piyasa koşullarına rağmen güçlü duruşumuzu korumayı başardık.
Bankacılık sektöründe bilanço sağlamlığını korumak, aktif kalitesini artırmak ve etkin risk yönetimi bu dönemde en öncelikli konular haline geldi. Biz de Kuveyt Türk olarak, bu süreçte finansal istikrarı merkeze alarak, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme stratejisi izledik. Nitekim %22,11 seviyesindeki güçlü sermaye yeterlilik oranımız ve %1,98 gibi düşük takipteki alacak oranımız, ihtiyatlı ve sağlam bankacılık anlayışımızın bir yansımasıdır. Önümüzdeki dönemde de maliye ve para politikalarındaki koordinasyonun devam etmesiyle atılacak adımların, enflasyonda kalıcı düşüşün sağlanması açısından kritik olacağına inanıyoruz.
2026 yılında, dezenflasyon sürecinde kaydedilecek ilerlemeye paralel olarak, parasal koşullarda kademeli ve kontrollü bir normalleşme sürecine girilmesini bekliyoruz. Bununla birlikte, küresel büyüme ve uluslararası ticaret ortamındaki belirsizliklerin bir süre daha devam edeceğini öngörüyoruz. Bu nedenle, sektör genelinde aktif kalitesinin korunması, risk yönetiminin güçlendirilmesi ve sağlam bilanço yapısının sürdürülmesi öncelikli olmaya devam edecektir. Biz de bu dönemde, kaynaklarımızı verimli ve katma değerli alanlara, özellikle üretim, yatırım ve ihracata yönlendirerek reel ekonomiye desteğimizi sürdüreceğiz.
Kur tarafında ise, mevcut para politikası çerçevesinin kararlılıkla sürdürülmesi ve rezerv yönetiminde sağlanan istikrar sayesinde, öngörülebilirliğin arttığını ve oynaklığın azaldığını gözlemliyoruz. Bu çerçevede, kurda anormal bir hareketlenme beklemiyoruz. Beklentimiz, ekonomik temellerle uyumlu, dengeli ve öngörülebilir bir kur seviyesinin korunması yönündedir. Bu durum, hem reel sektörün yatırım ve planlama ufkunu genişletecek hem de finansal sistemin istikrarına katkı sağlayacaktır. Özetle, 2026 yılında finans sektörü olarak odak noktamız; finansal istikrarı korumak, dengeli büyümeyi sürdürmek ve ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı artırmak olacaktır.